Bir Organ Nakli Gibi Sevmiştim Seni – Küçük İskender

Bir Organ Nakli Gibi Sevmiştim Seni

Bir organ nakli gibi sevmiştim seni;
Çürük gözlerine bağışlanan ellerim,
Yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim..
Darmadağın kadınların,darmadağın ettiği erkekler gibi
Sevmiştim seni…
Çok eskitilmiş bir aşkın hatırlanması,
Sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması
Aslında işin açıkçası;
Rüzgarın fırtınaya dönüşmesi gibi
Hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi
Geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi

Sevmiştim seni…
Ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi deniz gibi,
Neticesi olmayan herhangi bir sebep gibi
Ortalık yerde durup dururken
Sevmiştim seni…
Atlara kalırsa çoktan kaybettik savaşı,
Mızraklar kırıldı,kalkanlar delindi,ganimetler paylaşıldı.
Kasaba meydanında birbirini dövmekten
Yorulan iki kovboy gibi,
Bir tabancanın namlusuyla tetiğiyle,
Kendisinden farklı,
Kendisinden ayrı,
Bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi,
Aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi,
Katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşla
Sevmiştim Seni…

– Küçük İskender

İyi Öpüşmek İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

İyi Öpüşmek İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

Kadın ve erkek yaratılışından bu yana daima farklı yapılara sahip iki cinstir.  Fizyolojik yapılarının farklılığının yanında karşı cinse olan uyarımları da farklılık gösterebilir.  Erkekler uyarım ve cinsel istek sırasında özel bölgelere dokunulmasından hoşlanmalarına rağmen kadınların uyarımları erkeklere göre daha geç gelişir.

Farklı cinsler olan kadın ve erkeğin birbirinden hoşlanma evrelerinin olgunlaşmaya başladığı dönemde, vücutlarını en yakın konuma getirmeleri öpüşme yoluyla adlandırılır.  Karşılık vücutların ilk teması, cinsel ilişkinin ortam hazırlayıcı bir unsuru da denebilir.

İki partner arasında iyi gelişen bir öpüşme cinsel ilişki isteğini arttırdığı gibi aradaki sevgi bağını da güçlendirir.  Dudaklarıyla belli bir uyum yakalayan ve bu öpüşme sırasında keyif alan çiftlerin sorunsuz bir ilişki yaşayacaklarına kati gözle bakılabilir.

İyi öpüşmek için dikkat etmeniz gereken bazı ipuçları var, özellikle de ilk öpücüğünü henüz vermediyseniz bu yazı oldukça işinize yarayacak.

1- Aceleci ve sabırsız olmayın.

 

Partnerinizi hazırlıksız yakalayarak onu strese sokmak istemezsiniz değil mi? O halde yavaştan alın, öpüşmeden önce yanağına ve dudağının kenarına ufak öpücükler kondurun.  Aceleci davranarak iyi bir öpüşme fırsatını kaçırmayın.

 

 

2- Hijyene dikkat edin, ağız kokusu her zaman iticidir.

 

Kimse ağzı kokan biriyle öpüşmek istemez, karşınızdaki kişi sizi ne kadar sevse bile bu kısım ona işkenceyle eşdeğer gelebilir.  Partnerinizle buluşmadan önce dişlerinizi fırçalamayı ya da naneli sakız gibi kurtarıcı şeyleri deneyin.

 

 

 

3- Açık ağızla öpüşmeye başlamayın.

Partnerinizle dişlerinizin birbirine çarpmamasını istiyorsanız her zaman öpüşmeye kapalı dudaklarla başlayın.

4- Öpüşme sırasında gözlerinizi kapatın.

Dudaklarınız birbirine değdiği anda otomatikman gözleriniz kapanacaktır. Bunun nedeni ise kendinizi tamamen partnerinize konsantrasyon olduğunuzu gösterir.

5- Ellerinizi abartılı kullanmayın.

 

Çiftlerden biri öpüşme sırasında ellerini çok fazla kullanıyor ise karşı taraf bundan rahatsız olup kendini öpüşmeye veremeyebilir.  Biraz sakin olmayı deneyip ufak dokunuşlarla öpüşme anınızı çeşitlendirebilirsiniz.

 

 

6- Fransız öpücüğünü abartarak kötü bir görüntüye sebep olmayın.

 

Filmlerde de sıkça karşımıza çıkan fransız öpücüğü olduksa seksi ve tarik edici görülebilir.  Yalnız dikkat etmeniz gereken bir kural var, asla ağzınızı direkt olarak açmayın.  Hafifçe dudaklarınızı aralayarak dilinizi partnerinizin dudaklarını nazikçe zorlayın. Tatlı ve seksi bir öpücük daima karşı tarafın sizi kabul etmesiyle gerçekleşir.

 

 

7- Öpüşmeyi sıradanlaştırmayın ve yeni şeyler denemeye istekli olun.

 

Sadece dudakların birbirine değmesinden ibaret değildir, öpüşmek bir çok inceliği içinde barındıran bir yakınlaşma biçimidir.  Kendinizi eşinize vücut ve akıl olarak vermenin temelini içerir, öpüşme sırasında partnerinizin alt dudağını emerek, hafifçe dişleyerek farklı hisler hissetmesini sağlayabilirsiniz.

 

Nazan Bekiroğlu’nun Nar Ağacı Kitabından Alıntılar

Nazan Bekiroğlu’nun Nar Ağacı Kitabından Alıntılar

Trabzon 1957 doğumlu olan yazar ve akademisyen olan Nazan Bekiroğlu, edebiyatla iç içe olan bir ailenin üç çocuğunun en küçüğüydü.

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü 1979 yılında bitirdi. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak girdi, 1987 de Halide Edip Adıvar romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı.

Şair Nigar hanım konulu çalışması neticesinde 1995 de doçent oldu.  İlk kitabı Nun Masallarını 1997’de yayımladı.  Muhtelif bir çok dergide denemeleri, öyküleri ve bilimsel makaleleri yayınlandı.  Cam Irmağı, Taş Gemi adlı hikayesiyle 2006 yılında Türk Yazarlar Birliği hikaye ödülünü almaya hak kazandı.

Nazan Bekiroğlu kendi diliyle kendi yaşam hikayesini şu sözleriyle özetliyor;

3 Mayıs 1957, Trabzon. 
Dört yıllık üniversite hayatı hariç hep bu kentte yaşadı. Bulut. Deniz. Yağmur. 
Türk Dili ve Edebiyatı eğitimini Erzurum’da aldı. Kar. Rüzgâr. Ova. 
Halide Edip’le doktor, 
Nigâr Hanım’la doçent. 
Şimdilerde KTÜ Fatih Eğitim Fakültesinde profesör. Suyun kıyısında. 
İki kız çocuğuna anne. 
Görünürdeki hayatı bundan ibaret.

Nazan Bekiroğlu’nun 2012 yılında yayımlanan Nar Ağacı romanı içerisinde Balkan savaşından 1. Dünya savaşına uzanan hayatları ve deli fişek aşları anlatıyor.

Nar Ağacı romanından kalbinizi sarsan, titreten alıntıları sizler için derledik. Okudukça mücadeleyi, savaşı, muhacereti, millet sevgisini yudumlayacağınız satırlar incecik bir sızıyla aklınıza kazınacak…

“Sen öyle çağırmasan, ben böyle gelmezdim!”

“Kısmetin bol, çayın demli, kahven okkalı olsun. Bahtın, yolun, kalbin açık olsun.”

“Günah da ah’la kafiyelidir. O da siyah’la, simsiyah’la , vah’la, eyvah’la. Lakin hepsi de Allah’la. Ah’tır kafiyelerin en güzeli.”

“Siz” dedi Hacıbey. “İnsanları Türk, Kürt, Ermeni, Sırp, Yunan, Rum… Nasıl birbirinden ayırıyorsunuz? Takvaca üstün olanın en hayırlı olduğunu, Yaradan nezdinde Arap’ın Arnavut’a, Türk’ün Acem’e bir üstünlüğü olmadığını bilmiyor musunuz?”

“İçimdeki denizden kaç dalga geçtiğini kim saydı?”

“Kahramanı sen olsan da, hikaye benim!”

“Ne garip! Burada Türk bayrağı, orada İran bayrağı. Bu toprakları şu dikenli teller mi ayırıyor? Oysa şu ağacın kökü bu tarafta, dalları öbür tarafa sarkmış, ağacın umurunda değil.”

“Allah’ım” dedi, ne zaman istersen al canımı ama bugün değil.
bu duygu kâlbimdeyken yazık olur.”

“Bir tek veya milyon, fark etmezdi. Çünkü birinin ölümü her birinin ölümü gibiydi. Çünkü her insan bir evrendi ve her ölüm evrenin sönüşü demekti. Bu yüzden tek masumun dahi öldüğü yerde hiçbir haklı gerekçeden söz edilemezdi.
Savaş insanı canavarlaştırıyordu ve insanın insana ettiğini kimse kimseye etmiyordu..”

“Bilirim ki, kader yazılmış, defteri dürülmüş kaldırılmış, mürekkebi de kurumuştur. Ama her an yaratma halinde olan da Sensin. Öyleyse Sen yazılmış kaderleri bile geri çevirirsin. Benim kaderim işte az önce geldi, karşıma dikildi. Çevirme benim kaderimi geri. Onu bana çok görme.”

“Dünya dönüyorsa hâla,
Güzel insanların hatrına dönüyor.
Ve güneş kızarıp battığı halde
Güzel insanların hatrı için sapsarı doğuyor.”

“Bu kadar zaman yetiyor ona güvenmem için.
Çünkü sevdim ve ben kalbiyle yaşayanlar zümresindeyim.”

“Yaradan kusursuz kurmuştu endazesini, yaradılış mükemmeldi. Ama kul kısmı dünyayı eğriltmekle kalmadığı gibi bu eğrilikten dolayı rahatsızlıkta duymuyordu.”

 

 

 

Söyle Onlara, Hayallerim İmkansızmış!

Söyle Onlara, Hayallerim İmkansızmış!

İtiraf ettiğim için üzgün olmalıyım, ama utanma sınırımı son kertede çoktan geçtim. Aklımı yitirmek üzereydim, bu acının soyut hali beni başkalaştırdı. Kalbimi hırpaladığımı ve yorduğumu biliyordum. Aldırış edecek güvene sahip değildim, akışına bıraktığımda dönemeçleri kaçırdım.

Şimdi fark ediyorum; hayallerime hep bir adım mesafeden bakmakla yetindim. İstemedim, zorla yaptırım gibi bir saçmalıktı bütün bunlar.

Kendimi tanıyamıyorum!

Aynadaki suretin yansıması beni değil düş kırıklarımı simgeliyor. Kaçtığım şeyler arkamda koşuyor, ayaklarıma söz dinletemiyorum.

Söyle onlara, hayallerim imkansızmış! Onlar değil ben yanılıyorum. Artık ben dahil kimseyi aldatamam. Sevmiyorum kendimi, tasasız göründüğüme inanmayın.

Gırtlaktan çıkan sesim kadar çatallı bir mizacım var ve beni artık tutmayın. Kanatlarımı yoldum bu gece bu şehrin tepesinde uçarken yere çakılmak istiyorum.

Kurtarma girişimi boşuna, damarlarımda özgürlüğün o şeytani kıvılcımı yeniden çaktı. Bir gün, sadece bir gün başkası değil kendime ait olan parçayı istiyorum.

Söyle onlara, hayallerim imkansızmış!

Dikkatli değildim, asla arkamı kollamadım. Her duyduğuma itimat ettim, kadınları ve çocukları sevdim. Yaşlılara elimi uzatmaktan çekinmedim. Karanlıklara göreydim, bunu da sevdim.

    – Semra Şenol

Hastalarının Hamile Kalmaları İçin Kendi Spermini Kullanan Doktor!

Hastalarının Hamile Kalmaları İçin Kendi Spermini Kullanan Doktor!

Kanada’da yaşayan kadın doğum uzmanı doktor Bernard Norman Barwin, mesleğini kötüye kullanma suçundan meslekten men edilerek tıp lisansı yürürlükten kaldırıldı. Çocuğu olmayan hastalarının yumurtasıyla kendi spermlerini döllediği ortaya çıkan doktor, mesleğini kötüye kullanma suçundan dolayı yargılanacak.

2014’den bu yana çalışmayan emekli Doktor Barwin, 80 yaşında bir kadın doğum uzmanı.  2016 yılında hakkında açılan soruşturmanın ucu 1970’e kadar dayanıyor.  Ontario Doktorlar ve Cerrahlar Birliği doktorun yaptıkları için ‘kötünün de kötüsü’ açıklamasında bulundu.

Başlatılan soruşturmaya göre Doktor Barwin’in hastalarına verdiği yanlış döl sayesinde 50 – 100 arası bebeğin dünyaya geldiğini ve 11 tanesinin doktorun DNA’larıyla eşleştiği saptandı.

Ontario Doktorlar ve Cerrahlar Birliğinin Toroto’daki disiplin oturumunu yöneten  Dr. Steven Bodley, “Dr. Barwin’i cezalandırmak adına elimizdeki tek yetkinin, sadece lisans iptal etmek, sert kınama yayımlamak ve para cezası vermek olması talihsiz bir durum” dedi.

Disiplin kurulunda belgelenen 13 vaka da Doktor Barwin’in kendi spermleriyle birlikte sahibi bilinmeyen spermlerle hastalarını döllediği ortaya çıktı.

İlk olarak 2013’de DNA’ları babalarıyla uyuşmayan çocuklarının olduklarını öğrenen hastalar Barwin’i şikayet ederek görevden 2 ay uzaklaştırılmasını sağlamışlardı.  Daha sonra ortaya çıkan bir hastanın aynı şikayetleri üzerine Doktor Barwin mesleğinden gönüllü olarak ayrıldı.

Doktor Barwin’in kendi spermleriyle döllediği bir hastadan doğan Rebecca Dixon, aile bireylerinde olmayan Çölayak hastalığına sahip.  Yapılan DNA testi sonucunda babasının Doktor Barwin çıkmasını nedeniyle kirlenmiş ve utanç hissettiğini dile getirdi.

25 yaşındaki Rebecca Dixon ve ailesi doktor hakkında dava açtı.

Disiplin kurulu tarafından tıp lisansı iptal edilen doktora 30 gün içinde ödemesi gereken $10,730 para cezası kesilirken, davaların soruşturması devam ediyor…

Halının Altına Koyduğu Bebeğini Öldürüp Çöpe Attı!

Halının Altına Koyduğu Bebeğini Öldürüp Çöpe Attı!

Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde yaşayan K.O (26), Yeni mahallesi Horasan sokakta yaşadığı evinde, banyoda doğum yaptı.  11 yıl önce eşi vefat eden kadının iki çocuğu bulunuyordu. İlişkiye girdiği bir kişiden hamile kalan kadın, hamileliğini çevresinden gizleyerek dört gün önce tek başına evinin banyosunda doğum yaptı.  Bir kız çocuğu dünyaya getiren K. O. komşuların bebeğin ağlamasını duymaması için çatı katına çıkarak bebeğin üzerini eski halılarla örterek kapattı.

Bir müddet sonra tekrar çatıya çıkan kadın bebeği ölü olarak buldu.  Önceki gün ölü bebeğinin cesedini siyah çöp poşetinin içine koyarak çöp bidonunun içine attı.

Karakoçan belediyesine bağlı temizlik personellerinin çöp bidonunu boşaltmak üzere gelmeleriyle fark edilen siyah poşetin içindeki bebek cesedi bulundu.

Temizlik personellerinin durumu polise bildirmeleri üzerine Cumhuriyet savcılığı olaya el attı. Savcılık tarafından verilen talimatlar sonucunda yapılan araştırmalar sonucunda bebeğin annesinin K.O. olduğu ortaya çıktı.

Yakalanarak emniyete getirilen kadının ifadesi alınarak, kasten adam öldürme suçundan sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak ceza evine gönderildi.  Tutuklanmadan önce kadının suçunu itiraf ederek olayı anlattığı biliniyor.

Çöpte bulunan bebeğin cesedi Fırat Hastanesi morguna kaldırılırken, diğer iki çocuğu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı.  Olayla ilgili soruşturma halen daha devam ederken koruma altında alınan çocukların ikisi de çocuk evine yerleştirildi…

 

Eşcinsel Oğlu İçin Torununu Doğuran Anne

Eşcinsel Oğlu İçin Torununu Doğuran Anne

 

Amerika Birleşik Devletlerinin Nebraska eyaletinde yaşayan 61 yaşındaki Cecile Eledge, dünya geneli tüm haber ajanslarının baş konuğu oldu.

Eşcinsel oğlu ve kocası için taşıyıcı anne olan Cecile Eledge, doğum yaparak geçkin yaşına rağmen kendi öz torununu doğurdu.

Matthew Eledge ve kocası Elliot Dougherty  çiftinin çocuk sahibi olmak isteğiyle başlayan bu macera da, oğlunun hayalini gerçekleştirmek isteyen Eledge, taşıyıcı anne fikrini ilk olarak kendisi ortaya attı. Bu teklife gülen çift şaka zannettikleri bu teklifin gerçekten yapıldığını anladıklarında doktora başvurdu.

 

 

Çift 2015 yılında  Omaha da evlenmişti,   Nebraska da eşcinsel evlilik yılında yasal hale gelirken 2017 yılına kadar eşcinsel çiftlerin koruyucu aile olmasına izin verilmiyordu.

Eledge!nin damadı olan Dougherty de “Onun için gerçekten çok güzel bir duygu gibi görünüyordu. Çok özverili bir kadın” dedi.

Eşcinsel çiftin başvurdukları doktortan olumlu yanıt almalarıyla birlikte o zaman için 59 yaşında olan Eledge’nin doğuma elverişli olduğunu gösteren testler yapıldı.

Sağlıklı bir bedene sahip olan kadının doğum yapabileceği saptandıktan sonra, kendi oğlu  Matthew’den sperm kocasının kız kardeşinden ise yumurta alındı.

 

Eşcinsel çiftlerin tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olabildiklerini belirten çift”  “Özgün olmamız gerektiğini ve alışılmışın dışında düşünmemiz gerektiğini biliyorduk” dedi.

 

İşlem gerçekleştikten sonra gebelik testi yaptıklarında sonucu yanlışlıkla negatif gören Cecile Eledge’nin oğlu teste tekrar baktı.  Böylelikle annesini hamile kaldığını öğrendi.

Daha sonrasında bu anı anlatan Anne “Çok mutlu olduğumuz bir andı” derken, 25 Martta bir kız bebek dünyaya getirdi.  Eşcinsel çift çocuklarına  Uma Louise ismini verdi.

Matthew taşıyıcı kişinin annesi olması hakkında  “Ama ilk başta korku ve tereddüt yaşadık. Annem inanılmaz bir kadın. Beni çok iyi yetiştirdi ve ona hep hayranlık duydum. Annemi böyle bir riske sokma fikri beni çok germişti.” dedi.

 

 

Ailelerine katılan yeni üye için “Onu bu kadar sevebileceğimi bilemezdim. Ailemi daha fazla takdir etmemi ve onları daha çok sevmemi sağladı. Eşimi çok daha başka bir seviyede sevmemi sağladı ve ailemizi daha da yakınlaştırdı.”  diyen çift mutluluklarını bu sözlerle anlattı.

 

Neden Aldatılıyoruz?

Neden Aldatılıyoruz?

Her ilişki birbiriyle kıyaslanamaz, aralarındaki paylaşım ve bağın ne kadar güçlü olduğu ise ancak onlar tarafından bilinebilir.  Uzman psikologların incelemeleri sonucunda ilişkilerde aldatmayla ortaya çıkan ayrılıkların benzer nedenleri var.

Başlangıçta büyük hayallerin ve umutların birleştiği aşk ilişkilerinin, araya giren üçüncü şahıslarla bitmesinin nedenlerini sizler için sıralıyoruz.

1.  Cinselliğin sekteye uğraması

İlişkilerde duyguların büyük yeri olduğu  gibi cinselliğinde aradaki bağı arttırdığını biliyoruz.  Partnerinizle aranızdaki çekim eskisi kadar güçlü değilse, birbirinize dokunmak eskisi kadar sizleri mutlu etmiyorsa aldatma eşiğinde yer alabilirsiniz.  Araştırmalar aldatma nedenlerinin başında cinselliğin geldiğini belirtiyor.

2.  İletişimin azalması

Eşler arasındaki sevgi bağını azaltan hatta yok eden nedenlerden birisi iletişimin azalmasıdır.  Partnerleri birbirine bağlayan sevgi bağını kopartan soğukluğun nedeni eskisi kadar vakit geçirip, bir şeyleri paylaşmıyor, konuşmuyor olmalarıdır.  Böylelikle dışarıdan gelebilecek her hangi yakınlık ve ilgiye yönelmeyi tetikliyor.

3.  Ego tatmini

Kulağa saçma geliyor ama ne yazık ki aldatma sebeplerinin arasında partnerlerden birinin öz güvenini tazelemek, hala çekici olduğunu kanıtlamak istemesinden kaynaklı olabiliyor.  Kadın ya da erkek eşleri haricinde başkaları tarafından beğenilmeyi arzuluyor.

4. Dışarıya dönüklük, aşırı sosyalleşme 

Sosyal medyanın ilişkilere olan zararı bir çok kez tartışıldı ve örnekleri ne yazık ki mevcut.  Eşlerin birbiriyle vakit geçirmekten çok dışarıda başka insanlarla sosyalleşmeleri aralarındaki iletişimi sekteye uğratıyor. Mutluluğu dışarıda arayan partner, ister sosyal medyadan isterse yüz yüze yeni tanıştığı insanlarla yakınlaşmanın yollarını arıyor.

5. Aldatmanın normalleştirilmesi ve bu düşünceye olan yatkınlık

Sosyal çevrede aldatmanın normalleştirilmesi, film ve dizilerde seyredilen aldatma örnekleri ve arkadaş ortamlarında bu konunun övünç kaynaklı muhabbetinin geçmesi, eşlerin kafalarını karıştırabiliyor.  Aldatma düşüncesine yatkınlık geliştiği gibi kötü bir şey olmadığını düşünmek aldatmaya olan isteği artırıyor…

Tembelliği Yenen Japonların Başarı Sırrı; Kaizen Tekniği Nedir?

Tembelliği Yenen Japonların Başarı Sırrı; Kaizen Tekniği Nedir?

Japonlar tarafından ‘Bir dakikalık ilke’ olarak da adlandırılan Kazien Tekniğinin özü kişinin her gün sadece bir dakika içinde aynı anda bir şeyler yapmaya çalışması fikrini içermektedir.

Japonca da Kai (değişim), Zen (daha iyi) kelimelerinin birleşiminden oluşan Kaizen; sürekli iyileştirme anlamına gelmektedir.  Kaizen üretimdeki küçük ama etkili değişikliklerle iyileştirilmesi ve geliştirilmesini temsil eden bir yöntemdir.

Bu tekniği keşfeden ve bilimsel açıdan ispatlanmasını sağlayan Masaaki Imai, tekniği kişisel hayatın yanı sıra iş hayatında da uygulandığında arkasından başarıyı getirdiğine inanmaktadır.

Üretimi ve çalışkanlıklarıyla dünya tarafından örnek alınan Japonlar, Kaizen tekniğini kullanarak kısa vadede iyileşme, uzun vadede gelişimi amaçlamaktadır.  Yeteneği ve olanakları bir dakika içinde maksimum kullanımına dayanan bu yöntem, tembelliği ve üşengeçliğin üstesinden gelmenizi kolaylaştırdığı gibi kapasitenizi daha etkin şekilde kullanmanıza da olanak sağlamakta.

Kısa vadede 1 dakikaya sığdırdığınız bir kaç işi, giderek daha uzun vadeye yayarak bir çok işin hakkından aynı anda gelmenize yol açıyor.

Geliştirmek ve iyileştirmek istediğiniz bir konu yada iş üstünden tamamıyla odaklanarak 1 dakikanızı vererek çalışmanız, her gün tekrarlayarak başarıyla ulaşmanızı sağlayan Kaizen felsefesi üretimin olduğu her alanda kullanılabilir.

Kaizen tekniği sayesinde erteleme, tembellik etme alışkanlığınızdan sıyrılarak odaklanmanız gereken konular üstünde yoğunlaşmana süreniz artar.  Plan yapma/uygulama sisteminizi geliştirerek sorunlarınızı başarıyla giderme yollarından biridir…

 

Silah Süsü Verdiği Muzla Bankayı Soyan Adam Tutuklandı!

Silah Süsü Verdiği Muzla Bankayı Soyan Adam Tutuklandı!

Olay İngiltere Bournemoth şehrinde yaşanırken, Laurence James Vonderdell isimli vatandaş evsiz kalma korkusuyu yüzünden banka soyarak kendisini hapse atmalarını sağladı.

 

 

25 Martta gerçekleşen olay öncesinde evinden atılan adam geceyi geçirecek bir yeri olmaması yüzünden, poşete sarılı muzla banka soyma girişimine yeltendi.  Barcalys bankasında çalışan veznedara silah süsü verdiği muzu doğrultarak “Bu bir soygundur, paraları bana ver!”  diyerek 1,000 Pound (7376,69 Türk lirası) çaldı.

 

 

 

Çaldığı paralarla 3 kilometre yürüyerek  Bournemouth karakoluna kendini ihbar eden Laurence James Vonderdell soygun yaptığını söyleyerek suçunu itiraf etti.

 

Soyguncu adam için tutulan avukatı Anne – Marie Garvie savunmasında, suçlunun kimseyi incitmek niyetinde olmadığı ve kalacak bir yere ihtiyacı olduğunu ” belirtti.

Hakim karşısında işlediği suçu itiraf eden soyguncu, parayı harcamak gibi bir niyeti olmadığını söyledi, mahkeme kararıyla 14 ay hapis cezasına çarptırılarak tevkif edildi…