Mütenasip nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve sıfattır.
Orantılı, oranlı, uygun.
Cümle içinde kullanımı:’Matematik dersindeki makusen mütenasip konusunu hiç beceremem.’
Mütenasip nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve sıfattır.
Orantılı, oranlı, uygun.
Cümle içinde kullanımı:’Matematik dersindeki makusen mütenasip konusunu hiç beceremem.’
Müteessir nedir?
Kelime kökeni: Arapça sıfattır.
Üzgün, etkilenmiş, acımış, sevinmiş, hissiyatı etkilenmiş.
Tesir altında kalmış.
Cümle içinde kullanımı:’Köpeklerin sahibinin bulunmasına müteessir oldu.’
Mütemayil nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve sıfattır.
İstekli görünen, eğilimi olan, meyilli.
Taraftar görünen, temayül eden.
Cümle içinde kullanımı:’O bu futbol takımına girmeni görmek için en mütemayil görünen kişi.’
Müsamaha nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Hoşgörü, görmezlikten gelme, göz yumma, tolerans.
Cümle içinde kullanımı:’Zaten bütün olaylara müsamaha gösterdiği için bugün kızı bu hallerde.’
Münhasır nedir?
Kelime kökeni: Arapça sıfattır.
Bir kimse veya bir şey için ayrılmış, mahsus.
Sınırlanmış, sınırlı, inhisar eden, her yanı çevrili.
Cümle içinde kullanımı:’Bu dergiyi münhasır sayıda ürettik.’
münferit nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve sıfattır.
Tek, ayrı, kendi başına olan.
Cümle içinde kullanımı:’O aparta münferit olarak taşındı.’
Mukabele nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Karşılık verme, karşılama, başkaldırı, karşılıklı yapılan okuma, hapsetmek.
Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur’an okumasını bilenlerin gözleriyle Kuran’ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi.
Cümle içinde kullanımı:’Esnaflara karşı mukabele edildi.’
Müflis nedir?
Kelime kökeni: Arapça sıfattır.
Batkın, iflas etmiş,
Ticarette kar elde edemeyip veya bazı sebeplerle sermayesini batırmış olan.
Cümle içinde kullanımı:’O kadar para yatırdığı dükkanı kendi elleriyle müflis ettirdi.’
Zaaf nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Düşkünlük, irade zayıflığı, eksiklik, yetersizlik, dayanamama, istenç zayıflığı, iktidarsızlık, kudretsiz, güçsüzlük.
Cümle içinde kullanımı:’Düşmanları bir boşluğunu arıyordu, zaafı bulunursa kendi sonu gelecekti.’
Zevat nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
Kişiler, zatlar, kimseler, şahıslar.
Cümle içinde kullanımı:’Dışarıdan gelen yabancı zevat bu toplantıya alınamaz.’