Farazi nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve sıfattır.
Varsayımsal, hipotetik, sanal.
Cümle içinde kullanımı:’Şimdi herkes farazi ortamlarda takılıyor artık.’
Farazi nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve sıfattır.
Varsayımsal, hipotetik, sanal.
Cümle içinde kullanımı:’Şimdi herkes farazi ortamlarda takılıyor artık.’
Defaten nedir?
Kelime kökeni: Arapça zarftır.
Ansızın, bir anda, bir kerede, aniden, birden.
Beklenmedik bir anda.
Cümle içinde kullanımı:’Kaza geliyorum demez defaten gelirmiş, dikkatli ol o yüzden.’
Ziyade nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve zarftır.
Çok, daha çok, daha fazla.
Çoğalma, artma.
Caminin ana yapısı ile çevre duvarları arasında kalan üstü açık bölümlere verilen ad.
Cümle içinde kullanımı:’Birden ziyade pasta alırsak iyi olur.’
Bilahare nedir?
Kelime kökeni: Arapça zarftır.
Sonra, sonradan, daha sonra, sonraları, sonunda.
Cümle içinde kullanımı:’Eninde bilahare evlenecekti zaten bir şey değişmedi.’
Beyanat nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Demeç, bildiri, nutuklar, izahlar, açıklamalar.
Cümle içinde kullanımı:’Ne kadar kendini beyanat etse de kimse ona inanmıyordu.’
Badire nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
Bir anda oluşan tehlikeli durum.
Felaket, musibet, kabahat.
Kılıcın, namlunun veya her çeşit nebat uç kısmı.
Cümle içinde kullanımı:’İyimser insan, her felakette bir fırsat, kötümser insan da her fırsatta bir felaket görür.’
Anbean nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve zarftır.
Her an, ara sıra, giderek, dakika dakika, yavaş yavaş, zaman ilerledikçe.
Cümle içinde kullanımı:’Zaman anbean aleyhimize işliyor.’
Alicenap nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve sıfattır.
Cömert, onurlu, şerefli, yüce gönüllü, ahlaklı.
Cümle içinde kullanımı:’Alicenap çocuk nerede ne yapması gerektiğini biliyor.’
Ekseriyet nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Çoğunluk, çokluk, en büyük kısım.
Cümle içinde kullanımı:’Konserde ekseriyet kısım komple doluydu.’
Dumur nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Körelme, helak, kuruyup kalma, büyümek ama gelişmemek.
Zayıflıktan, hayvanların karnının içeri çökmesi
Bir uzvun maddi veya manevi kabiliyetinin körelmesi.
Gıdasızlıktan dolayı bir uzvun kuruyup kalması.
Cümle içinde kullanımı:’Ayağının üstüne düştüğü için dumur olup kullanılamaz hale gelmiş.’