Kelime Kökeni: Sıfat
– Hafif acı, acımtırak, acısı az, acımsı
Cümle içinde kullanımı: “Taze biberlerin acırak tadı yemeğe güzel bir lezzet katmış ben şahsen beğendim. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Hafif acı, acımtırak, acısı az, acımsı
Cümle içinde kullanımı: “Taze biberlerin acırak tadı yemeğe güzel bir lezzet katmış ben şahsen beğendim. “
– Başkası için üzülmek, başkası için acı duymak, merhamet duymak
– Esef duymak, yazıklanmak, teessüf etmek, üzülmek
Cümle içinde kullanımı: “Acınmak ile müşkül durumumuzun düzeleceğine itimadım olsa dizlerimi döve döve kedimi yerlere atardım.”
Erişkin dişi insan olarak lügat da yer bulan kadın aynı zamanda bir ana, sevgili, yaren ve kız çocuğudur. Ataerkil toplumlarda göz ardı edilen kadınlarımız adına yazıyorum, kadınlarımıza dokunmayın. Üçüncü sayfa haberlerinde çarşaf çarşaf okuduğumuz kadına cinayet, kadına şiddet haberlerinizden bıkmadınız mı?
Siz beyler, kanatlarınızın altında tutamadığınız kadına dokunmayın. Size sevgi, yuva ve evlat veren can yoldaşlarınızı kalbinizde tutamıyorsanız bir zahmet sevmeyin. Sevmek öldürmek değildir, bırakın artık ya benimsin ya kara toprağın safsatalarını.
Dışarıda külhan beyi, dört duvarın içinde sinmiş aczinizi kadınlarınızın üzerinden çıkarmayın. İnsan yaradılışında sevgiyi barındırır, sevdiğine zarar vermek caniliğin tezahürüdür. Evinize, gönlünüze neşe veren gülü soldurmak adamlığa yakışır mı?
Her şeyden öte namus adını taktığınız liyakat sadece kadınlara mahsus bir erdem değildir. Nicedir devam eden gereksiz erkek gururunuzu okşayan hovarda, çapkınlık hikayelerinizle övünürken kadına vakfettiğiniz namus iki yüzlük değilde nedir?
Bir kadını sevemiyor, kendi acizliğinden ve nefretinden koruyamıyorsan bir zahmet sevme kardeşim. Ne can almaya ne de namus bekçiliği yapma hakkına sahipsin.
Kadına kalkan eline, mücrim diline söz geçiremiyor sevmekten çok zarar veriyorsan uzak dur, başka ihsan istemeyiz!
– Merhamete getirmek, merhamet dilemek
– Bir kişide acıma duygusu uyandırmak
Cümle içinde kullanımı: “ Sözlerindeki bariz duygusallık ve hoşgörüyle kendisini bize karşı acındırıyor, yarım bekliyordu.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Aç olarak, aç olmak
Cümle içinde kullanımı: “Küçük çocuk annesinin eteğine yapmış acın acın diye ağlıyor, gözlerinde tombul yaşlar dökülüyordu.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Az acı, acı gibi, biraz acı, acıya benzeyen, acımtırak
– Dokunaklı, insanın içine işleyen
Cümle içinde kullanımı: ” Henüz ham olan meyvelerin acımsı tadı güneş aldıkça tatlanacak.”
– Acı duymak, acı hissetmek, hafif üzülmek
Cümle içinde kullanımı: ” Yalan yok bütün ıstıraplarını dinlediğimde acımsamak ile keder arasında gidip geliyorum.”
Kelime Kökeni: Botanik-ad
– Buğday tarlasında yetişen zehirli ve zararlı yabani bir bitki, belemir
– Mavikantaron
– Peygamber çiçeği
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim buralarda ekmek hamuruna az miktarda acımık da katılır. “
Kelime Kökeni: Nesnesiz eylem
– Acılaşmak, acı durumuna gelmek
– Başkasının derdine ortak olmak, onunla dertleşmek
– Merhamet duymak, üzüntü beslemek
Cümle içinde kullanımı: “Reşat Nuri Güntekin’in Acımak adlı eseri bize yaşanılan sıkıntıların ve olayların gerçek bir mana da hakikatini gösteriyor.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– İçinde acı bulunan, tadı acı olan
– Acısı olan, kederli, elemli, yaslı, üzüntülü, mükedder
Cümle içinde kullanımı: ” Çocuğunu kaybetmiş acılı bir anneyle bu tarz konuşmak yakışık almaz. “