Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Aşağıda ifade edilen
Cümle içinde kullanımı: Âtiyü’l-beyân edildiği gibi taraflar arasındaki anlaşmazlık çözülmediği müddetçe arsa satışı yapılamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Aşağıda ifade edilen
Cümle içinde kullanımı: Âtiyü’l-beyân edildiği gibi taraflar arasındaki anlaşmazlık çözülmediği müddetçe arsa satışı yapılamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ityân, utv
– Gelecek zaman
– İstikbal
– Önde
– Gelecek, müstakbel
– İsyankar, asi, isyancı, başkaldıran
Cümle içinde kullanımı:” Kim bilebilir âti de ne olacağını ne biteceğini, bizler kaderimizi bilemeyiz ama yolumuzu seçebiliriz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Atışmak eylemi
– Atışma durumu
– Ağız dalaşı
– Saz şiiri geleneğinde şairlerin doğmaca olarak karşılıklı ve yergili şiir söylemeleri
Kelime Kökeni: Ad
– Atma eylemi
– Büyük yalan
– Nişancı, silahla ateş eden kimse
– Nabzın vuruşu
Cümle içinde kullanımı:” Poligonda attığı tüm atışlar hedefi on ikiden vurdu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ıtr
– Güzel kokulu, kokusu tabii
– Güzel olan
– Itırlı
– Muattar
Cümle içinde kullanımı:” Âtır, eski dilde güzel kokan anlamına geldiği için kız çocuklarına çokça verilen bir addı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Menzil, hedef, okmenzili
– Atmak işi
– Silah atma
– Uzaklık, mesafe
– Lokma
– Mahvolma
Cümle içinde kullanımı:” Bir silah atımlık hedefleri bile vuramazken nasıl asker olmayı başardın aklım almıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-âtâlet
– Tembel
– Hükümsüz, etkisiz
– Kendi kaderine terk edilmiş, üretken olmayan
– İşsiz, boş, aylak gezen
– Süreduran
– Avare
Cümle içinde kullanımı:” Bu günlerde gençler çalışmak yerine âtıl gezmeyi, iş yapmadan ekmek kazanmayı planlıyorlar.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İçine sütün atıp çalkalandığı kayık
– Uçuk, soluk renk
– Atılmış nesne, süprüntü
– Sırtın üst kısmı, omuz başı
– Azatlı, azat olmuş köle
– Kadîm, eski
– Körpe kız
– Genç
– Atılan, atılmış olan
Cümle içinde kullanımı:” Atık olarak düşünülen bir çok eşya ve ıvır zıvır yeniden dönüşüme katkı sağlayarak çevreyi koruyabilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-âtıfet+Farsça-kâr
– Kollayan, koruyan
– Esirgeyen
– Gözetip muhafaza eden
Cümle içinde kullanımı:” Buradaki küçükleri âtıfet-kâr edecek ve en önemlisi içtenlikle sevecek bir öğretmen arıyoruz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İyilikseverlik
– Şefkatle, iyimserlikle bakan
– Hayırseverlik
– Kayra
Cümle içinde kullanımı:” İnsanı güzel hatırlatan şeylerden birisi de âtıfet oluşu, elini açık tutmasıdır.”