Kelime Kökeni: Farsça
– Hür, özgür, bağımsız
– Paydos
– Kölelikten kurtulmuş kimse
– Ders sonu
– Serbest
Cümle içinde kullanımı:” Âzâd edilen bir misali kafesime dönmek istiyor, semanın büyüklüğünden ürküyordum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hür, özgür, bağımsız
– Paydos
– Kölelikten kurtulmuş kimse
– Ders sonu
– Serbest
Cümle içinde kullanımı:” Âzâd edilen bir misali kafesime dönmek istiyor, semanın büyüklüğünden ürküyordum.”
– Azâb eylemek
– Cezalandırmak
– Eziyet etmek
– Acı vermek
– Canını yakmak
– Canı sıkmak
Cümle içinde kullanımı:” Karşılıksız sevgimi yüzüme vurup azâb etme artık bana, acı yalvarırım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ergen, yeni yetme
– Evlenmemiş bekar, baliğ
– Mücerred
– Bahriye tüfekçisi
– Tersanede çalışan asker
– Çiftlik uşağı
Cümle içinde kullanımı: “Tüyü yeni terlemiş azab erkekler cinselliği öğrenmek için sabırsızdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Çok acı veren azab
– Ahiret günü verilecek ceza
Cümle içinde kullanımı: “Azâb-ı elim’den korkan diline, eline hakim olur hakkı gözetir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Büyük sıkıntı, acı, üzüntü
– Cehennem azabı
– Azâb-ı azîm
Cümle içinde kullanımı:” Yalandan korkmaya gör, Azâb-ı ekber bizleri bekleyiverir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Çok büyük acı
– Cehennem azabı
– Büyük eziyet
Cümle içinde kullanımı:” Allah kullarını azâb-ı azîm’den korusun, cehennemde yanmak kolay değil!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ceza
– Suç ve kabahate karşı kanunca ön görülen hüküm
– Eziyet
– Ahirette günahkarlara şirk ve küfür sahibine verilen ceza
– Zulüm
– Sıkıntı çekme
– Üzgü
– Cevir
– Büyük sıkıntı
– İşkence
Cümle içinde kullanımı:” Azâb sahipleri dünya ehlinde kula acımayan, yetimin hakkını yiyenler olacak.”
Kelime Kökeni: Arapça-uzv çoğul biçimi
– Organlar
– Üyeler
– Vücut parçaları
– Kol ve bacaklar
Cümle içinde kullanımı:” Eskiden zehir bulaşan a’zâ ve yaraları dağlayarak tedavi ederlerdi ancak kana karıştıysa dağlamak faydasızdı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Açgözlülük
– Hırs
– Tamahkarlık, tamah
Cümle içinde kullanımı:” Gönlü âz olanı katıksız sevginle doyurabileceğini sandın ondan bu üzüntü.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Eksik olan
– Cüz’î
– Azlık, azınlık
– Eksik olan şey
– Nadir, seyrek
– Küçük miktar
– Kısmi
– Tikel
Cümle içinde kullanımı:” Az olsun öz olsun diye boşuna dememişler kalabalık yapan insanlardan ne hayır gelmiş ki?”