Deyim
– Fal bakmak
– Bakla taneleri ile fal bakmak
Cümle içinde kullanımı:”Sana sevdama bakla döktürdüm, orada bile göremedim aşkının gölgesini.”
Deyim
– Fal bakmak
– Bakla taneleri ile fal bakmak
Cümle içinde kullanımı:”Sana sevdama bakla döktürdüm, orada bile göremedim aşkının gölgesini.”
Deyim
– Konuşurken her şeyi söylemek
– Ağzından kaçırmak
– Ağzını bozmak
– Sonunda gerçekleri söylemek
Cümle içinde kullanımı:”Nihayetinde acı gerçeği söyleyecek ağzından baklayı çıkaracak.”
Kelime Kökeni: Ad
– Baklagillerden taneleri badıç biçiminde olan sebze
– Ot
– Yeşil kabuklu ve taneleri olan bitki
Cümle içinde kullanımı:“Bakla aşından kurulu soframıza tüm dostlarımızı bekler, sevgimizi bir ekmekle bölüşürüz.”
Kelime Kökeni: Arapça-bakkâl+Farsça-hâne
– Bakkal
– Yiyecek içecek satılan dükkan
Cümle içinde kullanımı:” Günümüzde marketler Bakkal-hâne sahibi esnafların yerini alması ne kadar acı değil mi, samimiyetimizi kaybediyoruz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Günlük yiyecek içecek ve benzeri ürünleri satan esnaf
– Perakende mal satan esnaf
– Yiyecek içecek satan dükkan
Cümle içinde kullanımı:“Bakkaldan birkaç tane ekmek al gel de yemek yiyelim.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâkî sözünün müennes dişil biçimi
– Ağlayan kadın
– Ağlayan kız
Cümle içinde kullanımı: “Şayet bir gün gözleri yaşla dolmuk bâkiye bir kadın görürsen arkanı dönüp gitme oğlum.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâkir sözünün müennes dişil biçimi
– Cinsel ilişkide bulunmamış kız
– Kız oğlan kız
– El değmemiş, leke sürülmemiş
– Saf ve temiz
Cümle içinde kullanımı:” Bâkire kızların gözlerindeki saf ışıltıyı anlayamazsın sen.”
Kelime Kökeni: Arapça
– El değmemiş
– Kullanılmamış
– Cinsel ilişkiye girmemiş erkek
– Saflığı bozulmamış
– Bozulmamış
Cümle içinde kullanımı:“Bâkir toprakların serin rüzgarını, çam iğnelerinin ferahlatan rayihasını getirdim sizlere.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yakut
– Renkli iplerle dokunan kumaş
– Koyu kırmızı renkte saydam taş
Cümle içinde kullanımı:” Bâkîde küpeler Osmanlı zamanından bir saray hanımından bu güne kadar ulaşmış ender bir ziynet eşyasıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-bükâ
– Ağlayan, göz yaşı döken
– İnleyen, sızlayan, acı çeken
– Yağma, yağış
– Yağmur
– Yağma işi
Cümle içinde kullanımı:” Bu gece göğü delen bâkî şahittir ki aşkımın yüceliği son nefesime kadardır.”