Kelime Kökeni: Farsça
– Sıkıntılı, acılı, dertli
– Üzgün
– Yükü taşıyan, yük çeken
Cümle içinde kullanımı:” Bâr-keş olsak da kuytularda saklanan mutluluk düşlerimiz hala bâki.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sıkıntılı, acılı, dertli
– Üzgün
– Yükü taşıyan, yük çeken
Cümle içinde kullanımı:” Bâr-keş olsak da kuytularda saklanan mutluluk düşlerimiz hala bâki.”
Kelime Kökeni: İtalyanca-barca
– Filika
– Büyük sandal
– Kayık
– Tekne
Cümle içinde kullanımı:” Barka usul usul denizin üstünde salınırken gözleri yaşlarla dolan o yolcu kim sanıyordun?”
Kelime Kökeni: Ad
– Ev sözü ile birlikte kullanılır, ev bark
– Çoluk çocuk, yuva, aile
– Ocak
– Mülk
Cümle içinde kullanımı:” Ev bark sahibi insanların en azından biraz daha anlayışlı olması gerekmez mi?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Osmanlı döneminde Hristiyan tebaadan alınan veraset vergisi
– Kalıtım vergisi
Cümle içinde kullanımı:“ Bârisiyye harçları henüz yatırılmadı değil mi beyefendi?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çok ince ve hassas
– Çok narin
– Çok kırılgan
Cümle içinde kullanımı:” Gümüşten sicimler bârik-ter duruşlarıyla gelinin saçlarının arasından yıldız gibi akıyordu.”
Atasözü
– Gerçeğin aydınlanması ve ortaya çıkması düşüncelerin çarpışmasından veya görül alışverişinden ileri gelir.
– Fikirlerin çarpışmasıyla ortaya gerçek çıkar.
Cümle içinde kullanımı:” Korkmayınız efendim farklı seslerin konuşmalarından ne demişler; bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan doğar .”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi bevârık
– Şimşek
– Yıldırım parıltısı
– Balkır
– Çakım
– Yıldırak
Cümle içinde kullanımı:” Bârika gökleri yarıp geçtiğinde anla ki doğa sevinciyle kızgınlığını da gösterir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Dakik
– İnce
– Nazik, narin
– Ufak
Cümle içinde kullanımı:” Garibim pek bir bârik kedi gibi uysal bir kızcağızdı bunca zaman ağzından yanlış bir kelam çıkmadı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Dün
– Dün gece
– Evvelki gece
– Bir önceki gece
Cümle içinde kullanımı:” Şükür ki bâriha gelen teslimat sonrasında dükkan batmak belasından kurtuldu.”
Kelime Kökeni: Arapça- bevârid çoğul biçimi
– Sıcak esen rüzgar
– Bir kenara bırakılmış
– Korunmuş, ayrılmış
– Öfkeli, sinirli, kızgın
– Samyeli
Cümle içinde kullanımı:” Sıcak ülkelere ait olan Bârih esti mi kim yüzünü güneşten sakınabilecek ki?”