Kelime Kökeni: Ad
– Cephanelik
– Barutun saklandığı yer
– Barutun koyulduğu kap
Cümle içinde kullanımı:” Dağ eteğinde köylülerin bulduğu bir barutluk var içerisinde biraz barut ve silah varmış.”
Kelime Kökeni: Ad
– Cephanelik
– Barutun saklandığı yer
– Barutun koyulduğu kap
Cümle içinde kullanımı:” Dağ eteğinde köylülerin bulduğu bir barutluk var içerisinde biraz barut ve silah varmış.”
Kelime Kökeni: Tamlama
– Baruthane
– Barut fabrikası
– Barutun imal edilip üretildiği yer
Cümle içinde kullanımı:” Barut-hâne-i Âmire savaşı destekleyen yapılar değil midir?”
Kelime Kökeni: Arapça-bârûd+Farsça-hâne
– Barut imal edilen yer
– Barut fabrikası
– Barutun konulduğu yer
– Barut üreten ve satan yer
Cümle içinde kullanımı:” Barut-hâne hemen ileride oradan sola sapıp biraz daha yürürseniz aradığınız yeri kolay bulursunuz.”
Kelime Kökeni: Arapça-bârûd
– Ateşli silahlarda kullanılan patlayıcı madde
– Patlayıcı, yakıcı madde
– Potasyum nitrat, toz odun kömürü ve kükürt karıştırılarak oluşturulan madde
Cümle içinde kullanımı:” Müzede sergilenen eski silahların bir çoğu barutlu ateşleme sistemlerine sahip olanlardan.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Barut rengi
– Koyu zeytunî
– Koyu gri
– Füme
Cümle içinde kullanımı:” Bârûdî rengi gözlerinde oluşan hayal kırıklığı bir hortum gibi beni içine çekiyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Barut
– Fişeğin yanıcı maddesi
– Patlayıcı madde
Cümle içinde kullanımı: “Bârûd icat edildi bilek gücü tarihe karıştı beyler!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kale duvarı
– Hisar burcu, hisar burnu
– Sur
– Siper
– Sığınılacak yer
– Yüksek duvar
– Hisar
Cümle içinde kullanımı:” Arada atalar bârû gibi dururken bu iki gönül kalp kırmadan birleşemez.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kaide, kanun, düstur
– Ferman, buyruk
– Gelenek, adet
– Yük bildirgesi
Cümle içinde kullanımı:” Bâr-nâme onayı olmadan daha ileri gitmem efendim kusuruma bakmayın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Varmak
– Barındırmak
– Muhafaza etmek, saklamak, korumak
– Güvenilir bir yere sokmak
– Parmak
Cümle içinde kullanımı: “Layıkıyla barmak istediğinizi anlamışam lakin benim cahil kafam basmaz öyle şeylere neyin.”
– Evlenmek
– Ev bark sahibi olmak
– Evlenip çoluğa çocuğa karışmak
– Aile kurmak
Cümle içinde kullanımı:” Kazık kadar adam oldu hala barklanıp dünya evine giremedi.”