Kelime Kökeni: Farsça
– Zahir ayan
– Görünen
– Namdar
– Şöhretli
– Gözle görülen
Cümle içinde kullanımı: “Bedîdâr olan dış güzellik mevzubahis olsaydı inanınız bu savaşı siz kazanmış olurdunuz.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zahir ayan
– Görünen
– Namdar
– Şöhretli
– Gözle görülen
Cümle içinde kullanımı: “Bedîdâr olan dış güzellik mevzubahis olsaydı inanınız bu savaşı siz kazanmış olurdunuz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şaheser
– Üstün niteliklere sahip
– Ender güzelliğe sahip kimse
– Takdir edilen şey
Cümle içinde kullanımı: “Naçizane ömrümün belki de tek bedî’ası şu elinizde tutmuş olduğunuz kitabımdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Söz sanatı eşsiz olan
– Söz değeri yüksek olan
– Güzel beyanlarda bulunan
Cümle içinde kullanımı: “Bedî’ü’l-beyân da bulunan şahsiyet bu güne bu gün kurumumuzun en kıdemli kişidir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Benzeri görülmemiş
– Eşsiz
– Nadide
– Benzersiz bir eser ortaya koyan kimse
– Yeni
– Az bulunan, görülmemiş
Cümle içinde kullanımı: “Çiçek tarhları arasında bedî olarak adlandırılacak renk cümbüşünü bulabilirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Huysuz
– Aksi
– Suratsız
– Huyu kötü
– Şirret
– Geçimsiz
Cümle içinde kullanımı: “Dirliğimizi bozan bed-hû insanlar kapımızdan giremez bu saatten sonra.”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-hâl
– Durumu iyi olmayan
– Durumu kötü kimse
– Düşkün halde olan
– Yoksul
Cümle içinde kullanımı: “Bed-hâlimi gören dile gelir gönlümün yorgunluğuna el uzatırdı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hasım, düşman
– İçten pazarlıklı
– Herkesin kötülüğünü isteyen kimse
– Kötü yürekli
– Düşmanlık eden
Cümle içinde kullanımı: “Arabalar içinde mutlaka bir bed-hâh eden bulunur fitne katar ortalığa.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sepik
– Şüpheci
– Kuşkucu
Cümle içinde kullanımı: “Doğam gereği bed-gümân birisi olduğum doğrudur, fıtratım böyle.”
– “Karşı taraf bilmese de sen iyiliğini yap.” anlamında kullan bir söz.
– Biri sana kötülük yapsa da sen ona karşı iyiliğini esirgeme.
Cümle içinde kullanımı: “Varsın ödemeyi geciktirsin, sen işini bitir. Adamlık sende kalsın.”
– İşin ehli bir kişi bulamamak.
– Yetenekli, işe yarar kimse bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Cümle içinde kullanımı: ” İş yerinde o kadar insan gitti ki adam kıtlığı yaşıyoruz resmen.”