Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Büyük şehirler
– Kasabalar
– Beldeler
– Memleketler
– Büyük kentler
Cümle içinde kullanımı: “Adalet ve sevgiyle yönetilemeyen emsâr içten içe yıkılmaya mahkumdur.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Büyük şehirler
– Kasabalar
– Beldeler
– Memleketler
– Büyük kentler
Cümle içinde kullanımı: “Adalet ve sevgiyle yönetilemeyen emsâr içten içe yıkılmaya mahkumdur.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Emir eri
– Askerî posta
– Subayların emirlerinde bulunan erler
Cümle içinde kullanımı: “Komutanın altında yer alan emirber komutayı birebir yerine getirmek zorundadır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Reis
– Asil
– Bey
– Bir ülkenin başı
– Büyük hanedana mensup
– Başkan
– Yönetici
– Saygın kişi
Cümle içinde kullanımı: “Toprak bütünlüğü sağlanabilmesi için emîr buyruğu ve kararı gerekir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Keyfiyet
– Maslahat
– Konu
– İş
– Belge
– Talimat
– Ferman
– Komut
– Buyruk
Cümle içinde kullanımı: “Gelen emir doğrultusunda hareket etmenizi tavsiye ediyorum.”
Sizde var olan bir yiyeceğin ya da başka bişeyin karşı tarafta olmaması durumunda sahip olduğunuz şeylerden karşı tarafa göz hakkı olarak vermek gerekir.
Cümle içinde kullanımı: ”Meyve bahçesindeki kırmızı elmaları görünce hamile olan ayşe’nin canı çekmiş. Bahçe sahibide Gören gözün hakkı vardır diyerekten ayşe’ye elmalardan ikram etmiş. ”
– Rahatından ödün vermeden çalışmadan bir yere varılamaz. İyi bir yerlere varmak yoksulluk içinde kalmadan refah içinde yaşamak için çalışmak gerekir.
– Cümle içinde kullanımı: ” Köy kahvesinde Kış boyu yakacak odun yoktu. Köylü ellerinden geldiğince yakacak yardımında bulundu. Kahvehane sahibi yaz boyu yakacak yeter diye çalışmadı gölgeyi hoş gören tekneyi boş görür. ”
Kelime Kökeni: Ad
– Hizmetçi
– Memur
– Emeği geçmiş
– Sadık hizmetçi
– Uzun süre emeği geçmiş kimse
Cümle içinde kullanımı: “Evin yaşlı emekdârı Rıza efendinin hepimiz üzerinde emeği büyüktür.”
Kelime Kökeni: Arapça-emanet+Farsça-kâr
– Emanetçi
– Ücret karşılığıı eşya koruyan kimse
– Emanet işiyle uğraşan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Başka bir ülkeye gitmeden önce özel eşyaların dışındakileri emânetkâra bırak.”
Kelime Kökeni: Arapça-emânet+Farsça-dâr
– Emanetçi
– Kendisine birşey emanet edilen kimse
– Görevi geçici olarak üstlenen kimse
– Ücret karşılığı eşya koruyan saklayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Son kalan değerli eşyasını emânetdâra bırakmak zorunda kaldı.”
– Kadınlar eğlenmeyi ve gezmeyi sever. Bu yüzdende herhangi bir eğlence, düğün tarzı mutlu olacakları alanlara katılabilmek için engelleri yok etmeye çalışırlar.
– Cümle İçinde Kullanımı : ”Hanım eve dün akşam çok yorgun geldi ama o yorgunlukla komşunun düğününe katıldı, gökyüzünde düğün var deseler, kadınlar merdiven dayar vallahi.”