Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Defterler
– Kağıttan beyaz kağıtlar
– Pusulalar
Cümle içinde kullanımı: “Eski el yazması bir defâtir bulduğunu duymuştum, bana da gösterir misin?”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Defterler
– Kağıttan beyaz kağıtlar
– Pusulalar
Cümle içinde kullanımı: “Eski el yazması bir defâtir bulduğunu duymuştum, bana da gösterir misin?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sabâ karşıtı
– Batıdan esen ve Âd kavminin helakına sebep olacağı inanılan rüzgar
– Nefse esir olma
– Batıdan esen rüzgar
– Batından esen yel
Cümle içinde kullanımı: “Ahlak yoksunu olanların debûr ile helak olacaklarını rivayet ederler.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sekreter
– Müsteşar
– Katip
– Yazıcı
– Kendisine danışılan kimse
– Kendisinden bilgi alınan
Cümle içinde kullanımı: “Askerde debîr olarak görevde bulunmuş teskereden sonrada kendi ofisini açmış.”
Kelime Kökeni: Arapça-davet+Farsça-kâr
– Albenisi olan
– Çağıran
– Davet eden
– Çekici
– Cazibeli
– Davet eden
– Alımlı
Cümle içinde kullanımı: “Şuh kahkahasıyla yeri göğü inletirken davet-kâr bakışlarıyla çok baştan çıkarıcıydı.”
Kelime Kökeni: Farsa-ad
– Vezir
– Padişah
– Adaletli davranan kimse
– Allah’ın isimlerinden biri
– Vali
– Adil hükümdar
– Yönetici
Cümle içinde kullanımı: “Yüreğinin sesini duyan dâvere güven, o seni asla hüsrana uğratmayacaktır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Binek hayvanı
– Besili
– Semirir hayvan
– Koyun, keçi gibi hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Davar çobanı olarak işe başlayan çocuk henüz askere gitmemiş.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Simsar
– Pazarcı
– Tellal
– Komisyoncu
Cümle içinde kullanımı: “Uzun zamandır dâsârlık yapıp büyük bir servet elde etti.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Anadan doğma kör
– Görme engelli
– Âmâ
– Görme yetisini kaybetmiş kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dünya üzerine darîr olarak gelmiş birine renklerin kıymetini anlatamazsın ki.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Cehennem
– Tamu
– Dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra cezalandırılacakları yer
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’s-sa’îr bağrını açmış sizin gibileri bekliyor bilesin.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ahiret
– Öbür dünya
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-karâr da hakkımı alacağım hiç şüpheniz olmasın.”