Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İmame
– Sarık
– Tülbent
– Örtü
-Örtmek için kullanılan şey
Cümle içinde kullanımı: “Destârı yüzüne gözüne örtmüş çehresinden tanınması imkansız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İmame
– Sarık
– Tülbent
– Örtü
-Örtmek için kullanılan şey
Cümle içinde kullanımı: “Destârı yüzüne gözüne örtmüş çehresinden tanınması imkansız.”
Kelime Kökeni: Arapça-desîse+Farsça-kâr
– Oyuncu
– Hileci
– Hile eden
– Hile yapan
– Hile karıştıran
– Oyun oynayan
Cümle içinde kullanımı: “Desîse-kâr hallerinden vazgeçmeli gerçeklerin ışığına yönelmelisin.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dilenci
– Geçimini dilenerek sağlayan kimse
– Arsızca bir şey isteyen
Cümle içinde kullanımı: “Deryûze-ger gibi bir dilim ekmeğe muhtaç kalmışsın hala yardım etmek istiyorsun.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Deniz gibi coşan
Cümle içinde kullanımı: “Deryâ-bâr duygularımla yaklaşmıştım sana, sense bıkkınlıklarınla.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Haşiye
– Kenarda bulunan
– Bir kenarına yazılmış görüş, düşünce
– Hamiş
– Çıkma
Sahifenin kenarına yazılan yazı
Cümle içinde kullanımı: “Der-kenâra yazılmış bir çift söz uğruna yıllarımı karşılık beklemeden harcadım.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Layık
– Uygun
– Mütenasip
– Yakışır
– Yaraşır
Cümle içinde kullanımı: “Yanı başımda can bulan acı tamda bana der-hûr edilecek mesnette.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Hatırda
– Zihinde
– Akılda
Cümle içinde kullanımı: “Der-hâtır kalan sözlerin bana hep yol göstermiştir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Serseri
– Kapı kapı gezen
– Yaşayışı düzensiz kimse
– Hayta
– Kabadayı
Cümle içinde kullanımı: “Hayatın bir köşesinde yaşam telaşında kaybolurken derbeder olacağız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ev kapısı
– Saray kapısı
– Kale kapılarının iç kısmı
Cümle içinde kullanımı: “Der-bâr yoksula açılmaz, seçkinler için açılır.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kilise çanı
– Kiliselerde dini törenlerde ve saat başlarında çalan büyük çan
Cümle içinde kullanımı: “Derâ-yı deyr çaldığında bileceksin ki bir mumla seni bekliyor olacağım.”