Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çok şanslı
– Pek onurlu kimse
– Şerefli kimse
Cümle içinde kullanımı: “Emced insan kalmadı artık bu memlekette, para ve makam herkesi yoldan çıkarttı.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çok şanslı
– Pek onurlu kimse
– Şerefli kimse
Cümle içinde kullanımı: “Emced insan kalmadı artık bu memlekette, para ve makam herkesi yoldan çıkarttı.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Şanlar
– Şerefler
– Onur sahipler
– Şöhretler
Cümle içinde kullanımı: “Gözlerimizi emcâda kapattık lakin ölümden nasıl kaçacağız.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Örnekler
– Benzer şeyler
– Akranlar
– Müsaviler
– Eşler
– Modeller
Cümle içinde kullanımı: “Müşteriler için önceden hazırlanan emâsil biraz sonra gösterilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Homoseksüeller
– Yeni yetme gençler
– Bıyıkları henüz çıkmamış gençler
– Eşcinseller
Cümle içinde kullanımı: “Dünyanın ne kadar yalancı ve düzenbaz olduğundan bihaber olan emârid gerçekleri zamanla kavrayacak.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Emirlik
– Beylik
– Prenslik
– Prensin yönetimindeki ülke
– Mirî
– Prenslik
Cümle içinde kullanımı: “Yönetim emârete kalırsa işte o zaman adalete ve eşitliğe elveda dersiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Alamet
– İşaret
– İz
– Nişan
– Belirti
– İpucu
– Nişane
– Eser
Cümle içinde kullanımı: “Olayın arkasındaki gizli emâreleri bulmadan hareket edemeyiz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Arzular
– Ümitler
– Niyetler
– Emniyetler
– İstekler
– Gayeler
– Dilekler
– Maksatlar
Cümle içinde kullanımı: “İnsan topluluğunun en üstün emânisi insanca ve adil bir biçimde yaşamak olmalıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kimsesiz
– Öksüz
– Korumasız kimse
– Sığıntı
– Yetim
– Allah’ın emaneti
– Babasız
– Kimsesi olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Konuşurken rica ediyorum emânetullah çocukların kalbini kırmayın, onlara kendilerini eksik hissettirmeyin.”
Kelime Kökeni: Arapça-emanet+Farsça-kâr
– Emanetçi
– Ücret karşılığıı eşya koruyan kimse
– Emanet işiyle uğraşan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Başka bir ülkeye gitmeden önce özel eşyaların dışındakileri emânetkâra bırak.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Emanet olarak
– Emanet yoluyla
– Emanet verilerek
Cümle içinde kullanımı: “Çantayı emâneten verdiğimiz kadın ortadan kaybolmuş.”