Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– İnciller
– Kutsal kitaplar
Cümle içinde kullanımı: “İnsanlar doğru yolu bulsun diye enâcîl gönderilmiştir lakin insan yine kendi yolunu seçmiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– İnciller
– Kutsal kitaplar
Cümle içinde kullanımı: “İnsanlar doğru yolu bulsun diye enâcîl gönderilmiştir lakin insan yine kendi yolunu seçmiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Uzun ve dar silindir
– Boru
– Borazan
Cümle içinde kullanımı: “Düşman enbûbu ötünce saldırının başlandığını biliriz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi
– İnbikler
– Süzme aletleri
– Süzmeye yarayan aletler
Cümle içinde kullanımı: “Salça yaparken kullanılan enâbîki bulamıyorum komşu ödünç almış olmasın?”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Borular
– Kamışlar
– İçi boş boğumlu şeyler
Cümle içinde kullanımı: “Tarlaya döşeyeceğimiz enâbîb sayesinde sulama sorunu yaşamayacağız.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Huylar
– Mizaçlar
– Alışkanlıklar
– Tabiatlar
– Meşrebler
– Karakterler
– Yaradılışlar
Cümle içinde kullanımı: “Her insan ayrı bir emzice sahiptir, kimse kimsenin benzeri bir kopyası olamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Keskin
– Sert
– Etkili
– Hükmü geçen
– Çok müessir
– Çok tesirli olan
– İyi kesen
Cümle içinde kullanımı:” Ailenin en büyüğü, sözü emzâ sayılan bir adamdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Apaçık
– Çok belirgin
– Çok açık
– Aşikar
– Görünür halde
Cümle içinde kullanımı: “Gizli saklı kalmış duygular üzerinden konuşmak yerine emyez hislerden bahsedilmeli.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Miller
– Eğilimler
– Meyiller
– Toprak karışımları
– Temayüller
Cümle içinde kullanımı: “Yanlış emyâller üzerine karar almak doğru bir şey değildir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Bakıma muhtaç kimselerin devletçe koruma altına alınan malları
– Deli, yetim ve kimsesizlerin mallarının devlet tarından koruma altına alınması
Cümle içinde kullanımı: “Merak etmeyiniz garibanın elinde ne varsa emvâl-i eytâm olacak.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Mallar
– Para ile alınan şeyler
– Emtialar
– Tüccar malları
Cümle içinde kullanımı: “Dedemin büyüklerinden kalan emvâl bir hiç uğruna satılıp gitti.”