Kelime Kökeni: Farsça-be-heme+Arapça-hâl
– Her ne olursa olsun
– Mutlaka
– Ne olursa olsun
– Her halükarda
– Her halde
– İlla
– Her durumda ve şartta
Cümle içinde kullanımı: “Behemehâl sevmek kurtaracak dünyanın ipe sapa gelmez isyankarlığını.”
Kelime Kökeni: Farsça-be-heme+Arapça-hâl
– Her ne olursa olsun
– Mutlaka
– Ne olursa olsun
– Her halükarda
– Her halde
– İlla
– Her durumda ve şartta
Cümle içinde kullanımı: “Behemehâl sevmek kurtaracak dünyanın ipe sapa gelmez isyankarlığını.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Birlikte
– Bile
– Beraber, beraberce
– Bir arada
– Yanında
Cümle içinde kullanımı: “Aciliyet söz konusu ise behem olarak ivedi bir halde oraya gidebiliriz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çekicilik
– Güzellik
– Sevinç
– Şirinlik
-Sevimlilik
– Hüsün
Cümle içinde kullanımı: “Behcet değerlere sahip olan yürekler olduğu mühletçe her zaman iyilik kazanacak.”
Kelime Kökeni: Arapça-behîme çoğul biçimi
– Dört ayaklı hayvanlar
– Vahşi hayvanlar
– Yırtıcı hayvanlar
– Ehlileştirilmemiş hayvanlar
– Hayvani nefisler
Cümle içinde kullanımı: “Behâyim gibi avının üstüne atlama bizler medeni insanlarız sorunları öncelikle konuşarak çözmeyi deneriz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Güzelleşmeye başlama
– Güzel yüzlü
– Göze hoş görünme
Cümle içinde kullanımı: “Behâcet sahibi bir yâr elbette sevilir fakat huyu güzel olana her iki cihanda gönül verilir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Güzellik ve zarafet
– Latif olmak
– Sevimli ve şirin olmak
Cümle içinde kullanımı: “İnsan yavrusu da hayvan yavrusu da behâ bir yaramazlığa, sevgi halesine sahiptir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Hint prenseslerine verilen unvan
– Valide sultan
– Harem kızlarına verilen ad
– Kız adı
Cümle içinde kullanımı: “Begüm adı prenseslere layık görülmüştür köklü bir soydan gelen kadınlara verilir.”
Kelime Kökeni: Farsça-be+Arapça-gayet
– Pek ziyade
– Son derece
– Pek çok
– Çok fazla
Cümle içinde kullanımı: “Be-gayet açılan yaralarım bıçakla değil dilin en keskin tarafıyla bedenime işlendi. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ağzı bozuk
– Küfürbaz
– Kötü söz söylemeyi alışkanlık haline getirmiş kimse
– Ahlaksızca konuşan
Cümle içinde kullanımı: “Bizler küçükken bed-zebân adamlardan korkar onlara yaklaşmaktan kaçınırdık.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Omuz omuza
– Yan yana
– Çok sıkışık durumda
– Omuzda
Cümle içinde kullanımı: “Evlilik denilen uhrevi birlik erkekle kadının be-dûş dostluğunu ve ahretliğini kanıtlar.”