Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Eğlence
– Zevk
– Kımıldanma
– Hareket
– Beğeni
Cümle içinde kullanımı: “Öyle ki cünbüşe sefaya daldın acılarından feragat ettin.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Eğlence
– Zevk
– Kımıldanma
– Hareket
– Beğeni
Cümle içinde kullanımı: “Öyle ki cünbüşe sefaya daldın acılarından feragat ettin.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kubbe
– Kubbe biçiminde olan
– Kümbet
– Piramit biçiminde yuvarlak veya köşeli yapı
Cümle içinde kullanımı: “Cünbüde içerisinde saklanan ganimetleri bulamayacaklarını sandılar.”
Kelime Kökeni: Ad
– Eğlence yeri
– Cümbüş yeri
– Eğlence salonu
Cümle içinde kullanımı: “Çocukların bulunduğu her yer cünbîş-gehe dönüşür.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kımıldanmış
– Sallanmış
– Hareket etmiş
– Yer değiştirmiş
Cümle içinde kullanımı: “Görünürde cünbîde eden hiçbir şey yok mutlak bir sessizlik hakim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Hareket eden
– Kımıldayan
– Sallanan
– Oynayan
– Devinim
Cümle içinde kullanımı: “Bahçede gördüğümüz cünbân yerdeki böceklermiş.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Günah
– Vebal
– Kabahat
Cümle içinde kullanımı: “Biliyorum ki bu cünâhla yanacak, huzurlu tek bir an yaşayamayacağım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İkiz çocuk
– İkiz bebek
Cümle içinde kullanımı: “Cünâbe sahibi olan bu adamcağızı işten kovmak vicdan işi midir?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ladese tutuşma
– Lades oynama
Cümle içinde kullanımı: “Tavuğun kemiğini kırarak toprak üzerinden cünâba tutuştular.
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ölüm titremeleri
– Ölüm anı
Cümle içinde kullanımı: “Cümûdü’l-mevt bir kez insanın içine girdimi Azrail’den kaçamazsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Göz donukluğu
– Ambliyopi
– Göz tembelliği
Cümle içinde kullanımı: “İnsanın ferini çalan cümûd-ı ayn ciddi bir hastalıktır hemen tedavi gerektirir.”