Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Layık
– Uygun
– Mütenasip
– Yakışır
– Yaraşır
Cümle içinde kullanımı: “Yanı başımda can bulan acı tamda bana der-hûr edilecek mesnette.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Layık
– Uygun
– Mütenasip
– Yakışır
– Yaraşır
Cümle içinde kullanımı: “Yanı başımda can bulan acı tamda bana der-hûr edilecek mesnette.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cömertlik
– El açıklığı
– Sehavet
– Mürüvvet
– Semahat
Cümle içinde kullanımı: “Sen benim evim, ekili topraklarımın derhişte ganimetisin.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Muztarip
– Karmakarışık
– İncinmiş
– Karışık
– İntizamsız
– Dağınık
– Çapraşık
Cümle içinde kullanımı: “İçinizdeki derhem sıkıntıları derleyip toplamadığınız sürece kaybolursunuz.”
– Akla getirmek
– Hatırlamak
– Anımsamak
– Hatıra getirmek
Cümle içinde kullanımı: “Bir rüzgara kapılıp giden hayatımı arada der-hâtır ediyor, hayıflanmadan geçemiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Hatırda
– Zihinde
– Akılda
Cümle içinde kullanımı: “Der-hâtır kalan sözlerin bana hep yol göstermiştir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dilekçe
– Dilek
– İstek
– Talep
– Murat
– Dilenen
– Temenni
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim el açıp der-hâst edeni geri çevirmez.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– İzdiham
– Çok kalabalık
– Zerdali
– Yığılma
– Kalabalık
Cümle içinde kullanımı: “Dergîşe gür bir sesle bağırıp yolundan gelmelerini salık verdi.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Veremli
– Verem hastalığına tutulan
– Tüberkülozlu
– Müteverrim
Cümle içinde kullanımı: “Saçların yüzüme dökülmediği gün bil ki derenî ölüm üstüme örtünecektir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yırtıcı
– Yırtan
– Beslenmek amacıyla diğer canlıları parçalayarak yiyen canlı
Cümle içinde kullanımı: “Aslan ve şahin derende grubuna dahil olan hayvanlardır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Darphane
– Para basılan yer
– Para basımevi
Cümle içinde kullanımı: “Derem-serâ zannediyor bizi galiba, o kadar zengin olsak burada mı sürünürüz.”