Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çok içki içen
– Çok fazla alkol içen
Cümle içinde kullanımı: “Deryâ-keş olup sokak sokak sarhoş gezdiriyor kendini.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çok içki içen
– Çok fazla alkol içen
Cümle içinde kullanımı: “Deryâ-keş olup sokak sokak sarhoş gezdiriyor kendini.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönlü geniş olan
– Sabırlı
– Her şeyi hoş gören kimse
– Çok sabreden
Cümle içinde kullanımı: “Söyle kimdi deryâ-dil, kimdi katilini bağışlayan?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Göl
– Küçük deniz
– Yapay su birikintisi
– Toprakla çevirili durgun su örtüsü
Cümle içinde kullanımı: “Deryâce gözlerinde biriken yaşlarda insanlığımdan utandım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Liman
– Gemi yapılan yer
– Gemi tamir edilen yer
– Gemilerin yolcu indirip bindirdikleri sığınak
Cümle içinde kullanımı: “Bu masalın sonunda deryâ-bend bomboş kalacak, ne gemi gelecek nede yolcu.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Deniz gibi coşan
Cümle içinde kullanımı: “Deryâ-bâr duygularımla yaklaşmıştım sana, sense bıkkınlıklarınla.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Anlayışlı
– Akıllı
– Müdrik
– Zeki kimse
– Akil
– Ferasetli
Cümle içinde kullanımı: “Görünürde deryâb birine benziyordu nereden bilebilirdim ki?”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Ermiş
– Olgun insan
– Veli
– Evliya
Cümle içinde kullanımı: “Başımızdaki Deryâ-yı vahdete şükretmek lazım.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Umman denizi
– Ucu bucağı olmayan deniz
– Engin
– Açık kesin
Cümle içinde kullanımı: “Deryâ-yı Ummân gecenin karanlığını yutar geriye dolunayın ışığı kalır.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Akdeniz
– Doğuda Asya, güneyde Afrika ve kuzeyde Avrupa ile kuşatılan deniz
Cümle içinde kullanımı: “Deryâ-yı Rûm tuz oranı en fazla olan denizlerden biridir.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Mutlak varlık
– Okyanus
– Anadeniz
– Umman
– Açık deniz
Cümle içinde kullanımı: “Deryâ-yı Muhît şahidim olsun ki gözüm bir kez başka bir göze kaymadı.”