Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Uzunluk
– Bir şeyin bir ucundan öbür ucuna olan uzaklığı
– Tul
Cümle içinde kullanımı: “İki şehrin arasını tutan dırâzî ancak iki gönlün birleşmesiyle aşılır.
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Uzunluk
– Bir şeyin bir ucundan öbür ucuna olan uzaklığı
– Tul
Cümle içinde kullanımı: “İki şehrin arasını tutan dırâzî ancak iki gönlün birleşmesiyle aşılır.
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tavşan
– Kulağı uzun
– Kulak ve arka bacakları uzun olan hayvan
Cümle içinde kullanımı: “Dırâz-gûş olandan bir şey kaçmaz muhakkak duymuştur.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El uzunluğu
– El uzatan
– Bir cismin boyunu ifade eden kelime
Cümle içinde kullanımı: “Harama dırâz-dest eden gayrı iflah olmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzun
– Derin
– Irak
– Yakın karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Bizi birbirimizden ayıran dırâz ancak bedenlerimizi ayrı koyar.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Işıklı
– Aydınlık
– Nurlu
– Parıltılı
– Nuraniuhrev
– Işıklandırılmış
Cümle içinde kullanımı: “Onun mübarek ayaklarının bastığı her yer dırahşende misali renklenir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Parlaklık
– Parıldayıcılık
– Revnak
– Parlak olma durumu
– Göz alıcılık
Cümle içinde kullanımı: “Dırahşânî yıldızların hüznüne ben nasıl aşık olmayayım?”
Kelime Kökeni: Farsça-
– Pırıl pırıl olan
– Parlayan
– Parlak
– Münevver
– Parlaklık
– Ziyadar
– Nurlandırılmış
Cümle içinde kullanımı: “Günahlarımızı dırahşân edecek tövbeler nasip et bize Allah’ım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Parıltı
– Nur
– Işık
– Aydınlık
– Ziya
– Niran
Cümle içinde kullanımı: “Göklerden inen dırahş alınlarımıza vururken ebediyete doğru yürüdük.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Parasız
– Süvari askeri
– Yoksul
– Parası olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Cebinde beş akçesi bulunmayan dıragon biri için mi bunların hepsi.”
Kelime Kökeni: Arapça-özel ad
– Suriye’deki Şam şehri
– Suriye’nin başkenti
Cümle içinde kullanımı: “Dımışk’tan gelen kötü haber hepimizi derin bir yasa boğdu.”