Kelime Kökeni: Arapça-kuvâ çoğul biçimi
– Kuvvetler
– Sağlam ve güçlü olanlar, takatler
– Direnişler
Cümle içinde kullanımı: “Milletimiz Kuvayi Milliye’nin akviyası ve halkın sonsuz inancıyla kurtarılmıştır. “
Kelime Kökeni: Arapça-kuvâ çoğul biçimi
– Kuvvetler
– Sağlam ve güçlü olanlar, takatler
– Direnişler
Cümle içinde kullanımı: “Milletimiz Kuvayi Milliye’nin akviyası ve halkın sonsuz inancıyla kurtarılmıştır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kolay taşınabilen, hafif
– Uzun boyunlu
– Cimri, hasis, kötü huy
Cümle içinde kullanımı: ” İnsanın ruhu da akved olursa ömrünce mutluluğu bulması zordur.”
Kelime Kökeni: Arapça-kavs çoğul biçimi
– Kavisler, dönemeçler, yaylar, eğmeçler
Cümle içinde kullanımı: ” Yolların akvasını geçip gidiyor yürüdükçe uzaklaşıyordum doğduğum evden. “
Kelime Kökeni: Arapça-kavm çoğul biçimi
– Kavimler, milletler, toplumlar, budunlar, cemiyetler
Cümle içinde kullanımı: ” Yüzyıllardır varlığını sürdüren insanlık akvamı zamanı ne kadar kovalasa da hep bir adım gerisinde kaldı. “
Kelime Kökeni: Arapça-kavl çoğul biçimi
– Sözler, yeminler, kaviller, antlar
Cümle içinde kullanımı: ” Akvalimi bozduran benliğim değil sana olan sonsuz sevgim ve saygımdı. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Sağlam, çok kuvvetli, güçlü, dirayetli
– Köstekli sırmalı saat
– Gövdesi kara kuyruğu ak dişi koyun
Cümle içinde kullanımı: “ Allah bize akvâ versin ki milleti ümmetimizi düşmana karşı alnımızın akıyla savunalım.”
Kelime Kökeni: Arapça-akûr+Farsça-ane
– Azgıncasına, kudurmuş gibi, kuduzcasına, saldırgan gibi, yırtıcı gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Gerçek yüzleri bir bir ortaya çıktığında akûrâne sıfatlarını tanımak zor olmadı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yaralayan, azgın, kudurmuş, ısıran hayvan
– Kuduz, azmış, yırtıcı
Cümle içinde kullanımı: “Akur köpekler gibi etrafımı saran akrabalarımın istediği şey etim değil mirasım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Akıllı kimseler
– İshale iyi gelen ilaç
Cümle içinde kullanımı: ” Bir koşup akul alalım yoksa çocuk karın ağrısından helak olup gidecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-âkif çoğul biçimi
– Akifler, sebat edenler, ibadetle uğraşan kimseler
– Allah’a yönelmiş kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Akuf olana ne gam ne de tasa verilmiştir, hak yolunda ilerleyenlerin ayağına taş değmez. “