Kelime Kökeni: Arapça
– Kurbanlar, kuşlukta kesilen kurbanlar
– Kuşluk vakti
Cümle içinde kullanımı: ” Kurban bayramının birinci gününde adhâ vakti kurbanlarımızı Allah adına keseceğiz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kurbanlar, kuşlukta kesilen kurbanlar
– Kuşluk vakti
Cümle içinde kullanımı: ” Kurban bayramının birinci gününde adhâ vakti kurbanlarımızı Allah adına keseceğiz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Allah’ın ezeli hükümlerinin oluşması, tabiat kanunu, sünnetullah
– Allah’ın değişmez emirleri, değişmez düzeni
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya ve doğa adetullah’ın çarkıyla döner bizler ancak kulluk vazifemizi yerine getiririz.”
Kelime Kökeni: Arapça-âdet+Farsça-perest
– Muhafazakar, geleneklere bağlı kimse, tutucu
Cümle içinde kullanımı: ” Eşimin ailesi mashup adet-perest insanlardı nikah kıyılasıya kadar pek görüşemedik bu sebepten. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Adet olarak, gelenek görenek şekliyle, adet üzerine
Cümle içinde kullanımı: “Gelin alımı sonrasında adeten yen evin kapısında içi buğday dolu testi kırılır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Adet olduğu üzere, her zamanki gibi
– Bayağı, sıradan bir biçimde, alelade
– Hemen, neredeyse, sanki, hemen hemen
Cümle içinde kullanımı: ” Gözleri adeta bir ateş parçası gibi düştü gönlüme ne kaçabildim ne sönebildim.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama ad
– Çalışanların masraflarından alınan vergi, uşak vergisi
Cümle içinde kullanımı: ” Adet-i gulamiyye hukuk medeniyetinde yer alan vergi usullerinden biridir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Koyun ve keçiden alınan verginin adı, resm-i ganem
Cümle içinde kullanımı: ” Adet-i ağnam vergisi koyun yavruladıktan sonra nisan ve mayıs aylarında alınır, üç koyun başına bir akçe fazlasında ise her koyuna bir akçe olarak hesaplanırdı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Alışılmış şey, her vakit yapılan şey, alışkanlık
– Herkes tarafından uyulması gereken durum, olay, töre. görenek
– Kadınların her ay bir kez gördüğü kanama, regl, hayız, aybaşı
– Tane, sayı
– Vergi
Cümle içinde kullanımı: ” Bizler çocuklarımızı atalarımızdan gördüğümüz adetlere saygı duyarak yetiştirdik. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Mercimeğe özgü
– Mercimek gibi, mercimek biçimde, mercimeğe benzeyen
Cümle içinde kullanımı: ” Bodrumun aşağısına yuva yapan farelerin adesî gözlerini gördüğümde çığlığı bastım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Mercimek denilen bitki, yasmık
– Mercek, lens
– Dürbün benzeri aletlere takılan özel cam, gözlük
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sene ektiğimiz adese dolu yüzünden mahsul vermedi, nasibimizde yokmuş demek ki?”