Kelime Kökeni: Arapça-gına çoğul biçimi
– Şarkılar, ezgiler, melodiler
Cümle içinde kullanımı: ” Kına gecesinde söylenen agniyeler içimizi burkarken bir taraftan eğlendiriyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-gına çoğul biçimi
– Şarkılar, ezgiler, melodiler
Cümle içinde kullanımı: ” Kına gecesinde söylenen agniyeler içimizi burkarken bir taraftan eğlendiriyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Afyon çeken, afyon içen kimse
– Afyon tiryakisi olan
Cümle içinde kullanımı: ” Merdo’nun bileği kuvvetli bir afyon-keş olduğu bilinir köyde, hasımlarını korkudan titretir.”
Kelime Köken: Farsça – Latince obiyum, epiyon, afiyon
– Kara haşhaşın uyuşturur, uyutur ve çoklukta öldüren donmuş sütü
– Haşhaş
– Olgunlaşmamış haşhaşın kapsüllerine atılan çizikle akıtılan içerisinde morfin, kodein, noskapin gb uyuşturucu maddeler bulunan sıvı
– Hekimlerin uyuşturucu ve ağrı kesici olarak kullandıkları bitkisel süt
– 03 Plakalı İl
Cümle içinde kullanımı: “Eskilerden afyon sütüyle kafa yapan bir tarikat vardı, sapkınlıklarını din kisvesi altına saklarlardı. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Bir veya birden fazla suçtan dolayı tutuklu bulunan veya hakkında soruşturması devam eden kimselerin tamamen veya kısmen bağışlanması, suçlarından bağışlanma
Cümle içinde kullanımı: “Afv-ı Umûmî II. Meşrutiyet dönemi af uygulamalarından biridir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bağışlama, birinin suçunu affetme, görmeme, kabahate bakmama, mağrifet, gufran
– Hoş görme, mazur görme, mecbur etmeme
– Azletme, istifasını kabul etme
Cümle içinde kullanımı: “Afv etmek, insanların kusurlarını örtmek büyük bir erdemdir çocuklar. “
Kelime Kökeni: Yunanca-autos
– Sevgili, oynaş, dost
– Gönül eğlendiren
Cümle içinde kullanımı: “Gençliğimde Yunan göçmeni bir aftosum vardı keşke yine rast gelebilsek bir gün.”
Kelime Kökeni: Özel ad
– Avrupa’nın güneyinde ve Asya’nın güney batısında bulunan beş kıtadan biri
– Dünyanın yüz ölçümü büyük ikinci büyük kıtası
Cümle içinde kullanımı: “Afrika’ya yapacağımız yolculuk öncesinde İstanbul’daki işlerimi bitirmeyi planlıyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hastalıktan uzak olma, sağlık, sıhhat, esenlik, selamet
Cümle içinde kullanımı: ” Merhaba Süreyya hanım afiyettesinizdir inşallah? ”
–
Kelime Kökeni: Farsça
– Güneşe binen
– Güneş doğmadan uyanan, güne erken başlayan
Cümle içinde kullanımı: ” Afitab-süvar olana ekmek çoktur, miskinler tek bir buğday tanesi yetiştiremez.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Güneş yanaklı, al yanaklı
Cümle içinde kullanımı: ” Bir ahu dilbere, âfitâb-ruha can verdim de ölmekten kurtuldum.”