Kelime Kökeni: Ad
– Yeniçeri ağalarının görev yeri olan resmi daire
Cümle içinde kullanımı: “Süleymaniye’de ki Ağa Kapısı restore edilerek restoran olarak hizmete geçmiştir. “
Kelime Kökeni: Ad
– Yeniçeri ağalarının görev yeri olan resmi daire
Cümle içinde kullanımı: “Süleymaniye’de ki Ağa Kapısı restore edilerek restoran olarak hizmete geçmiştir. “
Kelime Kökeni: Ad
– Koru, ağaçların çok olduğu yer, küçük orman
– Ağaç öbeği
Cümle içinde kullanımı: ” Ağaçlık alanları geçip korudan dışarı çıktığımızda bizi güneşin en güzel ışığı yakaladı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tabut, sal, sandık
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyaya kazık çakacak değiliz ya elbet bizde bineceğiz ağaç ata.”
Helenistik felsefesinin en önemli ve öne çıkan akımlarından biri olan Stoacılık, Stoa Okulunun kurulmasıyla ortaya çıkmıştır. Stoa okulu Kıbrıslı Zenon tarafından Atina’da Megara okulunun bir kolu olarak resim galerisinde kurmuştur. Antik Yunan döneminin ekollerinden biri sayılan Stoacılık – Stoizm panteist ve materyalist bir anlayış üzerine kurulmuş, insanın temel amacının mutluluk olduğunu benimsemiştir.
Hayatın anlamını sorgulayan ve insanın mutluluğa nasıl erişebileceği üzerine cevap arayan Stoacılar, Stoikler olarak anılmaktadır. Mutluluğa erişmenin ulaşmanın yolunun doğayla uyumlu olmak sonucuna vararak dünya vatandaşı düşüncesin felsefi olarak savunmuşlardır.
Seneca, Marcus Aurelius, Epiktetos başlıca en ünlü Stoiklerdir. Stoacılara göre mutluluk dış koşullara bağlı olmamalıdır. Sosyal bir varlık olan insan hayatta ona verileni kabul etmeli, acı ve korkuların onu yönlendirmesine izin vermemelidir.
Stoa felsefesine göre evren kutsal bir otorite tarafından yönetilir, külli irade insanlara kutsal ototerite yaratan tarafından verilmiştir. Hayvanların aksine düşünen bir canlı olan insanlar doğruyu yanlışı ayırt etmekle mükelleftir. Her insana aynı akıl verilmiştir bu yüzden yeryüzündeki tüm insanlar eşittir.
Kelime Kökeni: Ad-botanik
– Uzun yaşayabilen yüksek gövdeli, sapları iri ve dalları geniş bitki
– Bu bitkiden yapılmış eşya
– Kereste, odun
– Direk
– Meyve veren geniş gövdeli dalları olan büyük bitki
Cümle içinde kullanımı: ” Kış uykusuna yatan ağaçların karanlıkta ne kadar ürkütücü ve yabani göründüklerini hiç fark ettin mi?”
Kelime Kökeni: Ad
– Yeniçeri ocağında İstanbul ağasının makamına verilen ad
– İstanbul ağasının odası
Cümle içinde kullanımı: ” İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi olarak kullanılan bina öncesinde Bekir ağa bölüğü olarak hizmet verirdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yaşça büyük erkek kardeş, aka
– Saygı göstermek için yaşça büyük erkeklere hitap sözü
– Varlıklı, güçlü ve zengin kişi
Cümle içinde kullanımı: ” Gözünü seveyim ağabey aileme sakın bir şey söyleme, hasta olduğumu bilmesinler. “
Kelime Kökeni: Ad
– Büyük kardeş, ağabey, erkek kardeş, aka
– Resmi kuruluşların başında görevli kimse; Yeniçeri ağası
– Yaşanılan bölgede varlıklı ve sözü geçen kimse
– Koca, eş
– Amir, reis
Cümle içinde kullanımı: ” Ağalarım sağ olsun küçük kardeşlerin okuyup adam olması için çok çalışıp harap ettiler kendilerini.”
– İp, sicim, tel ve benzeri malzeme
– File, ağ
– İç donun veya pantolonun bacak arasına gelen kısmı, apış arası
– Açıklık yer, alan, meydan
– Beyaz, ak, kara karşıtı
– Tuzak, komplo, düzen, bubi tuzağı
– Örümcek ve benzeri hayvanların kendi salgılarıyla ördükleri örgü
Cümle içinde kullanımı: “Ağ ağ olmuş duvarların köşesinde kırık dökük bir fotoğraf çerçevesi bana bakıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-gışa çoğul biçimi
– Perdeler, zarlar, örtüler, bürgüler
Cümle içinde kullanımı: ” Balkandan gelen agnişe yarın toptancılara verilecek ustana söylersin.”