Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Eli demir gibi sert kimse, demir elli
– Yumruğu demir olan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Buranın delikanlıları ahendesttir vurdu mu yere yapışırsın feleğin şaşırır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Eli demir gibi sert kimse, demir elli
– Yumruğu demir olan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Buranın delikanlıları ahendesttir vurdu mu yere yapışırsın feleğin şaşırır.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– İşlenmemiş demir, ham demir
– Periyodik cetvelde 26 numaralı atom
Cümle içinde kullanımı: ” Âhen-i hâmdan yapılma kafesin içine hapsedilen vahşi hayvan sürekli dişlerini gösterir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Demir, zincir
– Bu elementten yapılmış olan
– Kılıç
– Sert, güçlü, kuvvetli
Cümle içinde kullanımı: ” Hz. Ali’nin çatal şeklindeki çift başlı âhen kılıcına Zülfikar adı verilmiştir, dünya da şekli tek olan kılıçtır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Padişah buyruğu, ferman, emir, yarlık
Cümle içinde kullanımı: ” Ahd-nâme-i hümâyûn Osmanlı Devletinde padişahın hazırlattığı bir çeşit anayasal bildirgedir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ahd+Farsça-nâme
– Antlaşma belgesi
– Anlaşma şartları ve koşullarını içeren üzerinde anlaşan tarafların imzalarının bulunduğu kağıt
Cümle içinde kullanımı: ” İki devlet arasında hazırlanan ahd-nâme Osmanlının son kozlarını yitirmiş olduğunu kanıtlar cinstendi. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Anlaşmayla ilgili, sözleşmeye dair, ahde aid, anlaşma gereği
Cümle içinde kullanımı: ” Ahdî dolmuş bir sözden bahsediyoruz köprünün altından çok sular aktı bunu da göz önünde bulunduralım lütfen.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kalû belâ
– Dünyayı ve varlıkları yaratmadan önce Allah ruhları yaratarak ilahi huzuruna toplayıp “Ben sizin Rabbiniz değil miyim diye sordu. Tüm ruhlar “Evet bizim Rabbimiz Sen’sin” dediler, Bu zamana kalû belâ denmiştir.
Cümle içinde kullanımı: ” Elhamdülillah ang gününden bu yana Müslümanız, Rabbimiz tektir.”
– Yemin etmek, adamak, söz vermek, and içmek, vadetmek
Cümle içinde kullanımı: “Ahd ettim bir daha beni sevmeyene ikinci bir şans tanımam. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şaşkın, dalavereci, ahmak, budala, kimsenin fikir ve düşüncesini beğenmeyen kişi
– Kambur
Cümle içinde kullanımı:” Bu toplumu aydınlıktan uzaklaştıran ahdep ve sofular olduğu sürece ilerleme söz konusu olamayacaktır. “
Kelime Kökeni: Arapça-hades çoğul biçimi
– Yeni oluşumlar, yeni hadiseler
– Felaketler, musibetler, kötü şeyler
– Yeni yetmeler, gençler
Cümle içinde kullanımı: ” Köyümüze musallat olan ahdasın bir sebebi var mıdır acep?”