Kelime Kökeni: Arapça
– Antlaşma, ant, and, ahid, kasem,
– Söz verme, mukavele
– Zaman, devir, dönem
Cümle içinde kullanımı: ” Bundan kırk yıl önce verilmiş bir ahit uğruna kendi hayatımı feda etmeyeceğim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Antlaşma, ant, and, ahid, kasem,
– Söz verme, mukavele
– Zaman, devir, dönem
Cümle içinde kullanımı: ” Bundan kırk yıl önce verilmiş bir ahit uğruna kendi hayatımı feda etmeyeceğim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Evlatlık, oğulluk, üvey oğul
Cümle içinde kullanımı: “ Babasını vahim bir kazada kaybettiğimiz günden beri Hüseyin’i ahiret oğlum olarak büyütüyorum. “
Kelime Kökeni: Ad
– Ahirete özgü veya ona bağlı, ahirete ilişkin
– Kendini dine ve ibadete adamış kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Üst komşumuz namazında niyazında ahiretlik bir adamdır bize de çok yardımı dokunmuştur.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ahiret, ahret, öteki dünya, öbür dünya, kavuşma günü
Cümle içinde kullanımı: ” Ahiret günü geldiğinde hesaplaşırız öyleyse bu dünyada kalan ahım orada geçer.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ahret, öteki dünya, öbür dünya
– Öldükten sonra tekrar dirilerek sonsuz bir yaşamın olduğu ebedi alem
– Ruhların yaşayacağı yer
Cümle içinde kullanımı:” Ahiret inancı olmayana iyiliğin mutlaka mükafatlandırılacağına, kötülüğün ise cezalandırılacağına inandıramazsın. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Geçenlerde, yakın zamanda, yakında
Cümle içinde kullanımı: ” Hayırlısı ile ahîren gençler arasında bir söz kesip ciddiyete bindireceğiz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sonradan, son zamanlarda, son vakitte, son olarak
Cümle içinde kullanımı: ” Ahiren yapılan anlaşma gereği iki tarafta artık sessiz kalmayı tercih etti. “
Kelime Kökeni: Arapça-ahir+Farsça-bîn
– İleriyi gören, sonunu gören, sonunu düşünen kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Ahir-bîn olana hiç bir tasa dert dokunmaz, insan daima geleceğini de düşünmeli.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– En son, en sonraki
nesl-i ahîr: en son nesil, son kuşak
Cümle içinde kullanımı: ” Bizler elbet doğru olanı yaptığımızı düşüneceğiz ancak buna nesl-i ahîr karar verecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– En nihayet, sonunda, en son zamanda
Cümle içinde kullanımı: “Sözlerimi yanlış anlaşılmasın âhir-i kâr varacağımız nokta uzlaşmadır. “