Kelime Kökeni: Farsça
– Huzur bozucu, rahatsız edici, sıkıntı verici
– Huzur kaçıran
Cümle içinde kullanımı:” Ârâm-sûz insanlar nereye gitse olmazlar, milletin ağzının tadını bozarlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Huzur bozucu, rahatsız edici, sıkıntı verici
– Huzur kaçıran
Cümle içinde kullanımı:” Ârâm-sûz insanlar nereye gitse olmazlar, milletin ağzının tadını bozarlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Telaşlı, telaşa düşen
Cümle içinde kullanımı: ” Ârâmsız insanlarla uğraşmak gerçekten zordur, her şeyi birbirine karıştırırlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Bir yerde oturan, yerleşen
Cümle içinde kullanımı: ” Kuşlar bile ârâm-sâz etmeden bu sene yine gelecekler yurduma.”
Kelime Kökeni: Farsça
Rahat, huzur, dinginlik
– Ruh dinginliği
– Rahat etme
Cümle içinde kullanımı: “Ben anca babamın ocağında ârâmiş hissediyordum kendimi gerisi hep gurbet.”
Kelime Kökeni: Farsça-ârâm+Arapça-î
– Huzur, rahatlık, dinlenme
– Aramca, Aramice
Cümle içinde kullanımı: ” Ârâmî vaat eden yürekte otağımı kurmaya hazırdım keza hayat ancak böyle bir esenlikle güzelleşebilirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Ebediyete kadar dinlenecek, rahat edilecek yer
– Makber, mezar, kabir, metfen
Cümle içinde kullanımı: ” Her canlı için ârâm-gâh-ı ebedî bir mekan vardır bu inançla fani dünyaya aldanmam.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Huzur bulunacak yer
– Dinlenecek yer
– Gönül rahatlığı veren yer
Cümle içinde kullanımı: “Bir evlat için ârâm-gâh anasının dibi, dizlerinin yanıdır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Huzur arayan
– Rahatlık peşinde koşan
– Dinlenmek isteyen kimse
Cümle içinde kullanımı: “ Ârâm-cû adam kalabalıklar içinde ne arar, onun aradığı tek bir yürektedir. “
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Huzur dolu yer, insanın mutlu olduğu yer
– Sevgili, can, yâr
Cümle içinde kullanımı: ” Ârâm-ı dilim, yüreğim özlemini çekerken seni içimden nasıl atayım?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Huzur veren, dinlendirici
– Gönül rahatlığı veren
Cümle içinde kullanımı: ” Benim gülümü açtıran da solduran da ârâm-bahş sevdiğimdir, balımı da o zehir eyledi. “