Kelime Kökeni: Zarf
– Arkasından, akabinde, müteakiben
– Hemen arkasından, çabucak, derakap
Cümle içinde kullanımı: “Ardınca gelen melun hastalık gözlerindeki feri söndürürken yaşama zorla tutunuyordu.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Arkasından, akabinde, müteakiben
– Hemen arkasından, çabucak, derakap
Cümle içinde kullanımı: “Ardınca gelen melun hastalık gözlerindeki feri söndürürken yaşama zorla tutunuyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Arka arka, geri geri
– Ardı sıra, peşi sıra
– Peşinden
Cümle içinde kullanımı: ” Kedilerin anası ardın ardın yavruların peşlerinde bahçeye çıkıyordu en son.”
Kelime Kökeni: Ad
– Arta kalan, müeccel, muahhar, veresiye
– Öndül karşıtı, öncel karşıtı
– Halef, müteakip
– Başka bir kişinin yerine geçen kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Henüz boş kalan pozisyona bir ardıl atamadık, uygun görülecek kişinin tüm kriterleri karşılaması isteniyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çavuşların ellerinde tuttukları değnek
– Nişan amaçlı dikilen değnek
– Çıktıkçı kalemi, çelik kalem
– Ardıl, halef
Cümle içinde kullanımı: “Arda boyları türküsünü ne zaman dinlesem eskiye dalarım büyük bir hüzünle.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sırt, arka, son, geri, pest, pes
– Ön karşıtı
– Kıç
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürü
– Evcil hayvan topluluğu
Cümle içinde kullanımı: ” Sığır arcelesini güden çobanı bu sabah kayalıklarda can vermiş halde buldular. “
Kelime Kökeni: Arapça-arbede+Farsça-cûyâne
– Bela arayan tarzında
– Kavga çıkarmak ister gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Arbede-cûyâne adamın üstüne yürüyen kadın elindeki orağı etrafa sallıyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça-arbede+Farsça-cû
– Bela arayan, kavgacı
-Gürültücü, patırtı çıkaran kimse
– Kavga çıkarmayı seven saldırgan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Rahmetli dedem gençliğinde arbede-cû, kabadayı biri olarak nam salmış. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kavga, patırtı, cidal, münazaa
– Gürültü patırtı, çekişme, dövüş
– Mücadele, kakışma, niza
Cümle içinde kullanımı:”Üniversite öğrencileri arasında çıkan arbede de birkaçı yaralanırken sonunda polis olay yerine müdahale etti.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ziraat yapıldıkça elde edilen hasattan alınan vergilerin ait olduğu toprak
– Öşür alınan arazi ve topraklar
Cümle içinde kullanımı: “Fetih yapılan topraklar eğer din kardeşlerimize aitse bu araziler arâzî-i öşriyye gözüyle bakılarak vergi alınır gazilere verilmezdi.”