Kelime Kökeni: Ad
– Düşmanın ayaklarına batıp yürümesini engellemek üzere yolun üzerine bırakılan demir dikenler
Cümle içinde kullanımı:” Eski savaşlarda havadan atılan ayak oltaları bir can atı ve insanı telef etmiş ayaklarını parçalamıştır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Düşmanın ayaklarına batıp yürümesini engellemek üzere yolun üzerine bırakılan demir dikenler
Cümle içinde kullanımı:” Eski savaşlarda havadan atılan ayak oltaları bir can atı ve insanı telef etmiş ayaklarını parçalamıştır.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Canlı
– Canlı yaratık
– Diri
Cümle içinde kullanımı:” Bu yumurtalar çoktan ayaklu olmuş yakında civcivler çıkmaya başlar.”
Kelime Kökeni: Ad
– Divan şiiri geleneğindeki müstezâd-ı südâsiyye tarzının halk şiirindeki biçimi
– Yedekli semâ’î
Cümle içinde kullanımı:” Ayaklı Semâ’î türünde olan bu şiirin alt anlamlarını ve yazım tarzını açıklayabilir misiniz?”
Kelime Kökeni: Ad
– Cinaslı ayaklarla söylenen bir tür mani
Cümle içinde kullanımı:” Ayaklı manilerle süslediği söz sanatını işittin mi bu işin gerçekten ehli biridir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bilgisi zengin ve derin olan kimseye söylenen söz
– Genel kültürü yüksek olan kimseler
– Her konuda mutlaka bilgisi olan kimse
Cümle içinde kullanımı:” İstersen babama bir danışalım ayaklı kütüphane gibidir her soruyu cevaplayabilir.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Ayağı olan
– Yürüyen
– Boyu uzun olan hayvan
– Seyyar, gezgin, gezici
Cümle içinde kullanımı:” İki ayaklı insanoğlu doğaya zarar veren tek canlıdır, büyük yıkımlara sebep olur.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ayaklamak işi
– Adımla ölçme
– Ayakla ölçmek
Cümle içinde kullanımı:” Şu kısa mesafeyi ayaklama ile ölçebilirsin sanıyorum en fazla yüz adım gelir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sokakta ve dışarıda ayağı korumak adına giyilen altı köseli eşya
– Pabuç, başmak
Cümle içinde kullanımı:” Koşu yapmak için uygun ayakkabıları giymedim bu günlük beni affedin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yeniçeri ocağında ağaların erlere verdikleri öğüt
– Bir sorunu çözmek için acele toplantı yapmak
– Padişahın ve devlet görevlilerinin seferlerde veya hareket halinde yada olağanüstü durumlarda derhal içinde bulundukları yerde yaptıkları toplantı
– Ayak üstü toplanan meclis
– Ayak üstü yapılan muhabbet
Cümle içinde kullanımı:” Nedir bu ayak dîvânının amacı, bizleri burada toplanmaya sevk edecek ne gibi bir sorun çıkmış olabilir?”
Kelime Kökeni: Ad
– Yoldaş, yol arkadaşı, yoldaş
– Eşlik eden
– Refik, arkadaş, dost
Cümle içinde kullanımı:” Görüyorum ki kendinize yeni bir ayakdaş bulmuşsunuz efendim dilerim dostluğunuza yakışır bir kimsedir.”