Kelime Kökeni: Arapça-ıdhiyye, ızhiyye, uzhiyye, udhiyye
– Kurban bayramında kesilen hayvanlar, deve, koyun, sığır
Cümle içinde kullanımı:” Âzâhî hayvanlar besler Kurban Bayramı geldiğinde şehre inip satarak geçimini sağlardı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ıdhiyye, ızhiyye, uzhiyye, udhiyye
– Kurban bayramında kesilen hayvanlar, deve, koyun, sığır
Cümle içinde kullanımı:” Âzâhî hayvanlar besler Kurban Bayramı geldiğinde şehre inip satarak geçimini sağlardı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Serbestlik
– Hürlük, özgürlük
– Kölenin serbest olması
– Azat olma vakti dolmuş
– Serbest olma zamanı gelmiş
Cümle içinde kullanımı:” Âzâdlık edilen cariyeler saraydan ayrılmadan önce birer koca namzedi bulunur öyle ayrılırlardı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Azat edilmiş
– Serbest bırakılmış
Cümle içinde kullanımı:” Bu şehirde akşam olunca âzâdlı hisseden gönlüm ıssızlığından yüksünmeye başlar.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hürlük
– Serbestlik
– Şükür
– Hürriyet
– Özgür olma durumu
– Bağımsızlık
Cümle içinde kullanımı: ” Köleni âzâdî eyle ki sevapların en büyüğüne mazhar ol!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Rahat
– Başı dinç
– Gailesiz
– Başında geçim derdi olmayan
– Bağımsız
Cümle içinde kullanımı:” Âzâde-ser biri olabilseydim ızdırap içinde yanar mıydım şimdi?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hürlük, özgürlük
– Hürriyet
– Serbestlik
– Azadelik
Cümle içinde kullanımı:” Âzâdegî olmak varken sen dört duvar arasına kapanmak için olan suçu işledin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Serbest gönüllü
– Bir şeye bağlı olmayan
– Gönlünü vermeyen
Cümle içinde kullanımı: “Âzâde-dil bir delikanlıdır kadınlara kur yapar lakin kalbini meylettirmez.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hür, özgür, bağımsız
– Paydos
– Kölelikten kurtulmuş kimse
– Ders sonu
– Serbest
Cümle içinde kullanımı:” Âzâd edilen bir misali kafesime dönmek istiyor, semanın büyüklüğünden ürküyordum.”
– Azâb eylemek
– Cezalandırmak
– Eziyet etmek
– Acı vermek
– Canını yakmak
– Canı sıkmak
Cümle içinde kullanımı:” Karşılıksız sevgimi yüzüme vurup azâb etme artık bana, acı yalvarırım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ergen, yeni yetme
– Evlenmemiş bekar, baliğ
– Mücerred
– Bahriye tüfekçisi
– Tersanede çalışan asker
– Çiftlik uşağı
Cümle içinde kullanımı: “Tüyü yeni terlemiş azab erkekler cinselliği öğrenmek için sabırsızdır.”