Kelime Kökeni: Macarca-beç
– Viyana işi
Cümle içinde kullanımı: “Beçe-kârî ziynet eşyaları yakında ünlü bir iş adamına taktim edilecek.”
Kelime Kökeni: Macarca-beç
– Viyana işi
Cümle içinde kullanımı: “Beçe-kârî ziynet eşyaları yakında ünlü bir iş adamına taktim edilecek.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kölelerden askerlik için uygun olmayanlara verilen ad
– Acemi oğlanlığına alınmayan savaş tutsakları
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı döneminde savaş sonrasında ele geçirilen tutsaklar arasından beçeler asker olarak orduya kabul edilmezler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sapık
– Kulampara
– Oğlancı, eş cinsel
– Pederasti, sübyancı
Cümle içinde kullanımı: “Tüm kültürlerde beççe-bâz davranışlarda bulunan kişiler dışlanmış ve toplum dışına itilmiştir ki, müstahakları budur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İnsan yavrusu
– Hayvan yavrusu
– Bebek
Cümle içinde kullanımı: “Beççe insandan veya hayvandan doğan yavrudur, doğanın en güzel yanıdır desek yalan olmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şişman, obezite
– İtibarlı kimse
– Görkemli yer
– Saygın kimse
– Muhterem
– Büyük kimse
– Mülahham
Cümle içinde kullanımı: “Akrabalarımız içinden bec’il olup bu işi halledebilecek tek kişi amcamdır.”
– Israrcı olmak
– Acele ettirmek
– Ayak diretmek
– Üstelemek
Cümle içinde kullanımı: “Becidlesen de üstüme de yürüsen bu yapı yarına bitmez hemşerim.”
Kelime Kökeni: Arapça-becidd
– Fazla, çok
-Sürekli
– Zaruri
– Sık sık
– Çabucak, derhal
– Esas, gerçek, doğrusu
Cümle içinde kullanımı: “Vefayı unutmadım ama becid günahlardan da arındım.”
– Üstesinden gelmek
– İyilikle işi yapmak
– Bozmak
– Başarmak
Cümle içinde kullanımı: “Alnının akıyla bu zorluğu aşacak bu işi de becereceksin. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Yeteneksiz
– Âciz
– İş bilmeyen
– Elinden iş gelmeyen
– Ustalığı bulunmayan
Cümle içinde kullanımı: “Bizler kalbimizin beceriksizliğine aldanıp aşkın âciz yanlarına sığınmıştık.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Müstait
– Yetenekli
– Mahir, mahirane
– Ustaca
– Kârgüzar
– Elinden iş gelen
Cümle içinde kullanımı: “Becerikli kadınların elinden bir şey kurtulmaz dedikleri bu olsa gerek.”