Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-rûh
– Tembel
– Ruhsuz
– Cansız
– Tembel
– Gayretsiz
– Miskin
– Etkisiz
Cümle içinde kullanımı: “Sen sevdanla ellerimi bağladığında bî-rûh öylece kalakaldım ortalarda.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-rûh
– Tembel
– Ruhsuz
– Cansız
– Tembel
– Gayretsiz
– Miskin
– Etkisiz
Cümle içinde kullanımı: “Sen sevdanla ellerimi bağladığında bî-rûh öylece kalakaldım ortalarda.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yonca
– Üçgül
– Çayır bitkisi
Cümle içinde kullanımı: “Birsîmle çevrili vadinin ortasında açan hazan çiçeği gibiydin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ejderha
– Moğolistan taraflarında bir vadi
– Dragon
– Korkunç masal canavarı
Cümle içinde kullanımı: “Eski masalları süsleyen birsân ağzından ateş püskürten dinozor birleşimi bir hayvandır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Vahdâniyyet
– Ahadiyyet
– Bir ve tek olmak
– Allah’ın birliği ve hakkı için
– Uyuşmuş
– Birleşme
– Müttefik
– Müttehit
– İttihat
– Vahdet
– Uyuşum
– Bir olması
Cümle içinde kullanımı: “Birlik ve beraberlik içinde huzurla yaşayabileceğimize olan inancım ne yazık ki toprak oldu.”
Kelime Kökeni: Ad
– İskambil, domino ve benzeri oyunlarda bir işareti olan kağıt
– Pul
– Tekli
Cümle içinde kullanımı: “Oyunda niyeyse tüm birliler bu adama geliyor şanslı mı bahtsız mı anlamadım.”
– Bir olmak
– İttihad etmek
– Buluşmak
– Uyuşmak
– Uyum sağlamak
– Bir araya gelmek
– Bir bütün haline gelmek
– Kaynaşma
Cümle içinde kullanımı: “Birleşmek adına bir araya geldik, ama hazin sonumuz bizi burada da yalnız bırakmadı.”
– Bir yapmak
– Birdir diye iddia etmek
– Tevhit etmek
– Bir araya getirmek
– Allah’ın bir olduğunu dile getirmek
– Tanrının birliğinin zikretmek
Cümle içinde kullanımı: “Yaradan’ı birlemek, onun yüceliğini kabullenip tümüyle teslim olmaktır gerçek hakikat. “
Kelime Kökeni: Zarf
– Beraber
– Birlikte
– Bir arada
Cümle içinde kullanımı: “Birle başladığımız bu hikâye seni yüceltirken beni cehennemin ateşlerinde harladı.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Yekten
– Heman
– Defaten
– Hepsi birden
– Bir kereden
– Bir seferde
– Bir kerede
Cümle içinde kullanımı: “Bir kezden elini üstümden çektiğinde sudan çıkmış balık kadar çaresizdim.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Bir kere
– Bir defa
– İlk önce
Cümle içinde kullanımı: “Bir kez yüzün gülsün, kahır dolu gözlerinde ışıklar parlasın diye kendimi paraladığımı görmüyor musun?”