Kelime Kökeni: Ad
– Tuvalet
– Hela
– Ayakyolu
– Kötü durum
– Pislik
– Kir
– Necaset
Cümle içinde kullanımı: “Beni buraya çağırdıklarında illa bir bokluk vardır diye tahmin etmiştim ancak böylesini beklemiyordum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tuvalet
– Hela
– Ayakyolu
– Kötü durum
– Pislik
– Kir
– Necaset
Cümle içinde kullanımı: “Beni buraya çağırdıklarında illa bir bokluk vardır diye tahmin etmiştim ancak böylesini beklemiyordum.”
– Pislemek
– Bir işi batırmak
– Kötü duruma getirmek
– Batırmak
– Çıkmaza sokmak
Cümle içinde kullanımı: “Aşk denen illeti yüzümüze gözüme bulaştırıp boklamadan kurtulamazdık zaten.”
Kelime Kökeni: Ad
– İnsan ve hayvan dışkısı
– Pislik
– Murdarlık
-Dışkı
– Kazurat
Cümle içinde kullanımı: “İnsanlara bu denli güvenmeye devam edersek başımız bir türlü boktan kurtulmaz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Boğaz
– İmik
– Ümük
– İaşe
Cümle içinde kullanımı: “Boğuz derdine düştük mü bir kere kimseye görmez olur gözlerimiz.”
– İtişip kakışmak
– Dövüşmek
– Savaşmak
– Mücadele etmek
– Boğaza sarılmak
– Uğraşmak
– Çaba sarfetmek
– Vuruşmak
– Gayret etmek
Cümle içinde kullanımı: “Benden esirgediğiniz nezaket için yıllardır boğuştuğumu, bir tatlı sözünüzü duymak için çıldırdığımı görmüyor musunuz?”
Kelime Kökeni: Ad
– Kemiklerin oynak yeri
– Eklem
– Mafsal
– Saz ve kamış gibi bitkilerin düğüm yeri
– Sıkılmış yer
– Sinirlerin birbiri üstüne çıktığı yer
Cümle içinde kullanımı: “Boğum boğum olan bölgeyi görüyor musun yakında morarmaya başlayacaktır.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Mafsallı
– Boynunda halka biçiminde leke olan
– Boğumu olan
Cümle içinde kullanımı: “Boğumlu boğumlu parmakları ve gamzeleriyle o kadar şirindi ki.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Boğulmuş
– Boğulmakta olan bir kimsenin boğazından çıkan ses
– Kısılmış ses
Cümle içinde kullanımı: “Boğuk çıkan sesinde kederli hayatının çıkmazları belli oluyordu. “
Kelime Kökeni: Ad
– Kolye
– Gerdanlık
– Boğum yeri
– Mafsal
-Eklem
Cümle içinde kullanımı: “Kemiklerinin boğmağ yerlerindeki sızı o denli ağrıyordu ki hareket ettirmek bile işkenceydi.”
– Bir canlının nefesini keserek ölmesini sağlamak
– Bir şeyi çepçevre sararak sıkmak
– Engellemek
– Bastırmak
– Sarmak
– Kaplamak
– Soluk almasını engellemek
Cümle içinde kullanımı: “Keşke seni sevmemi sağlayan şu hisleri kalbimde bir yerlerde boğmak suretiyle yok edebilseydim.”