Kelime Kökeni: Ad
– Boğaziçi
– İki kıt’a arasına sıkışan dar deniz
– İstanbul boğazı ile iki kıyısını içine alan kent
Cümle içinde kullanımı: “Bosfor kenarında küçük bir arabam vardır turistlere soğuk su ve mısır satarım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Boğaziçi
– İki kıt’a arasına sıkışan dar deniz
– İstanbul boğazı ile iki kıyısını içine alan kent
Cümle içinde kullanımı: “Bosfor kenarında küçük bir arabam vardır turistlere soğuk su ve mısır satarım.”
Kelime Kökeni: İtalyanca-bozza
– Boza
– Tahıl hamurunun ekşitilmesiyle yapılan mayhoş tatlı içecek
– Gemideki hareketli zincirleri durdurmak ve tutmak için yapılan kilitli zincir
Cümle içinde kullanımı: “Hayırlı Ramazan ayı geldiğinde canım hep bosa çeker, çocukluktan kalma alışkanlık işte.”
Kelime Kökeni: Ad
– Demir, saç kurşun maddelerinden yapılan içi boş silindir
– Nefesle çalınan madeni çalgı
– Saçma şey
– Boş
– Borazan
Cümle içinde kullanımı: “Su borularında oluşan delikler evin su basmasına neden oldu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Domuz yavrusu
– Çakıllık
– Taşlık
– Çakıllı yer
– Taşlı yer
Cümle içinde kullanımı: “Arabanın geçtiği yer bortlak olunca tekerler baya zarar görüp yıpranmış.”
Kelime Kökeni: Ad
– Porsuk
– Porsuk ağacı
– Adi porsuk
– Yeşil ağaç türlerinden
– Pis kokan memeli hayvan
– Pörsüyen
Cümle içinde kullanımı: “İçeriye girince insanın burnuna borsuk kokusuna benzeyen bir koku geliyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Borazan
– Boru
Cümle içinde kullanımı: “Borı-zen üfleyen birinin ciğerleri sağlam ve güçlüdür.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Borcu olan kimse
– Borç alan kimse
– Minnettar
– Mecbur
– Minnet altında kalmış
– Yükümlü
– Verecekli
– Medyun
Cümle içinde kullanımı: “Maddi yönden borçlu olmak mühim değil elbet ödenir gider.”
– Borçlu olmak
– Borca girmek
– Manevi yönden sorumluluk altına girmek
– Borç etmek
Cümle içinde kullanımı: “Allah bizi öbür tarafa borçlanmaktan korusun!”
Kelime Kökeni: Ad
– Alacaklı
– Borç veren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Borçlu olmak yerine borç issi olmak daha iyidir, en azından hak yemiş olmayız.”
Kelime Kökeni: Ad
– Birine karşı verilen söz veya yerine getirilecek yükümlülük
– İleri bir tarihte ödenmek üzere ödünç alınan mal veya para
– Geri verilmek amacıyla verilen para
– Yerine getirilecek söz
Cümle içinde kullanımı: “Borç alıp ödemeyen insanların bir daha herhangi birinden bir şey istemeye yüzü kalmaz.”