Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çarşı
– Pazar
– Dört tarafı bulunan şey
– Dört taraf
– Dört yan
Cümle içinde kullanımı: “Kermesin yapılacağı çâr-şû uzak bir köyde nasıl gideceğiz bilmiyoruz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çarşı
– Pazar
– Dört tarafı bulunan şey
– Dört taraf
– Dört yan
Cümle içinde kullanımı: “Kermesin yapılacağı çâr-şû uzak bir köyde nasıl gideceğiz bilmiyoruz.”
– Şiddetle vurmak
– Vurup yere düşürmek
– Yıkmak
– Zorla almak
– Kapıp gitmek
– Çalıp çırpmak
– Yağma etmek
– Ele geçirmek
– Vurmak
Cümle içinde kullanımı: “Sözünü dinlemeyen kızının yüzüne okkalı bir tokat çarptı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Darbe
– Çarpmak
– Sadme
– Musibet
– Olta iğnesi
– Darp
– Tokuşma
Cümle içinde kullanımı: “Çarpmaya bağlı iç kanama oluştuğu ve ameliyata gireceği söylendi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çarpıntı
– Şiddetle oynama
– Şiddetli hareket
– Helecan
– Deniz sularının ufak dalgacıklar halinde hareketi
– Kalbin hızlı bir şekilde atması
Cümle içinde kullanımı: “Kalp çarpıntısından mütevellit hasta olduğunu düşünüyoruz.”
Kelime Kökeni: Farsça-Ad
– Dört kenarlı
– Dörtgen
– Sırt üstü veya boylu boyunca uzaya
– Şişman
– Mustatil
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-pehlû çatısıyla değişik bir yapıya sahip olduğunu görüyorsunuz.”
– Vurdurmak
– Çaldırmak
– Müsademe ettirmek
– Vurmasını sağlamak
– Çarpışma
Cümle içinde kullanımı: “İki arkadaşı birbirine çarpdıran ayrı düşüren hayat bize neler yapmaz!”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dört ayaklı hayvanlar
– Öküz, koyun, deve, inek vb. hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-pâların başında duracak maharetli bir çoban bulundu geldi.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– İster istemez
– Çaresiz
– Zorunlu olarak
– Elinde olmadan
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-nâçâr mahkumiyeti kabullenmiş gibi davrandı bir çıkar yol bulunasıya kadar tutuklu kalacak.”
Kelime Kökeni: Farsça-çâr+Arapça-mısrâ
– Rübaî
– Dört dizeli özel koşuk
– Ahrep
Cümle içinde kullanımı: “Aruz ölçüsüyle yazılan Çâr-mısrâ, divan edebiyatımızın nazım biçimlerinden biridir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Suçluları haça germek için kurulmuş salip şeklinde darağacı
– Çarmıh
– Gemilerde tayfaların koğuşları
– İdam cezası içim kurulan alet
Cümle içinde kullanımı: “Gözünden bir kez düştüm ve sen beni ömür boyu çarmıha gerdin!”