Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Şehir kapısı
– Kapı
– Kale kapısı
– Bir yere girip çıkarken duvar veya açık bölme
Cümle içinde kullanımı: “Dervâze dosta açılır, düşmana duvar olur.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Şehir kapısı
– Kapı
– Kale kapısı
– Bir yere girip çıkarken duvar veya açık bölme
Cümle içinde kullanımı: “Dervâze dosta açılır, düşmana duvar olur.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Muhkem
– Sağlam
– Hastalıktan kurtulan tam anlamıyla kendine gelemeyen
– Gerçek
– Doğru
– Hayran
– Şaşkın
– Lazım
– Zaruri
– Baş aşağı asılmış
Cümle içinde kullanımı: “Manasız dervâh bakışlarına gömsünler beni, illa gözünden bir damla yaş olurum.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönülden
– İçten
– Özünlü
– Samimi
– Candan
Cümle içinde kullanımı: “Riyakar ruhlarınıza işlemeyen derûnî özürleri dilime alacak değilim.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dahil
– İçeri
– İç
– Yürek
– Kalp
– Gönül
– Öz
– İç taraf
– Ruh
– Nefis
Cümle içinde kullanımı: “Derûn içinde neler olduğunu bilemez, derûnda sakladıklarımı tahmin edemezsin.”
– Üstlenmek
– Bir görevi üzerine almak
– Üstüne almak
– Bir görevi üzerine almak
– Alınmak
Cümle içinde kullanımı: “Her zorluğu deruhde edip sahiplenmenize gerek yok, bırakın birazda bazıları zorlansın.”
Kelime Kökeni: Farsça-der+Arapça-uhde
– Üstüne alma
– Yüklenme
– Kendine vazife bilme
– Alınmak
Cümle içinde kullanımı: “Aldatılmanın aşağılayıcı hissiyatını der-uhde edinme, bu karşındaki kişinin soysuzluğuyla alakalıdır.”
– Toplamak
– Bir araya getirmek
– Biriktirmek
– Devşirmek
Cümle içinde kullanımı: Orhun kitabelerinde yer alan derşürmek kelimesinin günümüz Türkçesine çevrilmiş hali toplamaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Derse özgü
– Dersle ilgili
– Dersle alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Dersî kitaplarını yanından ayırmaman söylenmişti tüm talebelere.”
Kelime Kökeni: Arapça-ders+Farsça-hâne
– Ders yeri
– Ders vermeye özgü yer
– Sınıf
– Derslik
-Öğrencilerin öğretmenden ders aldıkları yer
Cümle içinde kullanımı: “Zilin çalmasıyla birlikte bahçedeki öğrencilerin hepsi ders-hâneye akın etti.”
Kelime Kökeni: Arapça-ders+Farsça-hân
– Öğrenci
– Ders okuyan
– Talebe
– Şakirt
Cümle içinde kullanımı: “Edebiyat hocasının tüm ders-hânları şiire düşkün, eli kalemden ayrılmayan çocuklar.”