Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Davet edenler
– Dua edenler
– Allah’a yakarışta bulunanlar
– Tanrı’dan istekte bulunanlar
Cümle içinde kullanımı: “Allah’ım bizleri duât edenlerden eylesin, isyandan korusun.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Davet edenler
– Dua edenler
– Allah’a yakarışta bulunanlar
– Tanrı’dan istekte bulunanlar
Cümle içinde kullanımı: “Allah’ım bizleri duât edenlerden eylesin, isyandan korusun.”
– Dua etmek
– Allahâ yakarışta bulunmak
– Dua okumak
– Tanrı’ya yalvarmak
Cümle içinde kullanımı: “Hep bir arada ellerimizi göğe açıp duâlamak suretiyle minnet duygularımızı perçinledik.”
Kelime Kökeni: Arapça-duâ+Farsça-hân
– Dua okumasını bilen
– Dua okuyucu
– Dua etmesini bilen
Cümle içinde kullanımı: “Duâ-hân birini mevlüd’e çağıralım da ruhumuz huzur bulsun.”
Kelime Kökeni: Arapça-Farsça
– Dua eden
– Allah’a yalvaran
– Dua okuyan
Cümle içinde kullanımı: “Duâ-gû biriyle tanıştığım için mutluyum, bu Allah korusu var demektir.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Dua eden kimse
– Dini ve milli bir törende basma kalıp duaları bilir kimse
– Allah’a yakaran yalvaran kimse
Cümle içinde kullanımı: “Benim için bu iyiliği yaparsan ömür boyu duâcın olurum.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kabul edilen dua
– Kabul olunan dua
– Razı olunan dua
Cümle içinde kullanımı: “Sen benim şu dünyadaki duâyı müstecâbımsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hayırlı dua
– Hayır istenen dua
– Güzel dua
– Uğurlu dua
Cümle içinde kullanımı: “Duâyı hayr gönüllerimizi rahatlatacak, yüreklerimize su serpecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Allah’a yakarma
– Allah’a yalvarma
– Yakarış
– Tanrıdan yardım dileme
– Tazarru
– Niyaz
– İstek
– Muhtaçlık
Cümle içinde kullanımı: “Ellerini yukarıya kaldırıp dua etmekten gocunma, utanma sakın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yatak
– Pamuklu yumuşak şiltenin altına serilen yünle dolu kaba şilte
– Ekin sapları
– Yük ve makinelerin ağırlığına dayanabilecek yapı gereci
Cümle içinde kullanımı: “Gece olunca hemen döşekler serilir yorgan altında kısık sesle sohbet ederdik.”
Kelime Kökeni: Ad
– Göğüs
– Sine
– Bağır
– Kaburga altı
– Başla karın arasında kalan bölge
Cümle içinde kullanımı: “Senin sözlerinle lafların bıçak gibi döşüme saplanıyor.”