– İşini güven altına almak.
– Yaptığı işi güven içine sokmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eşeğini sağlam kazığa bağlaman gerektiğini öğrenemedin bir türlü.”
– İşini güven altına almak.
– Yaptığı işi güven içine sokmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eşeğini sağlam kazığa bağlaman gerektiğini öğrenemedin bir türlü.”
– Kızdığı güçlü kimseye bir şey yapamayacağını bildiğin için onun altında çalışanları hırpalamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek bu tam anlamıyla senin bize çektirdiğin işkenceyi anlatıyor.”
– Davranışıyla şunun bunun saldırılarını üzerine almak, çekmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Esmayı üstüne sıçratmayı senden iyisini kimse yapamaz.”
– İyice eskimiş, işlevi kalmamış, yılların etkisiyle parçalanmaya başlamış.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski püskü eşyalarla dolu bir evin içinde bulmuştum kendimi.”
– Mesleğinde çok deneyimli ve üstün, kabiliyetli kimse.
– Yaşantıları çok olan görmüş geçirmiş olduğu için bir işin hileli yollarının farkında olan, bilen ve kandırılmayan, aldatılmayan kişi.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni gidi küçük eski kurt unutmamış bizim taktikleri.”
– Eskiliklere bağlı topluluğa, ortama getirilen yenilik.
– Eski ağza yeni taam.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski köye yeni âdet getirmeyin benim kafam almıyor böyle şeyleri.”
– Eski, geçmişte kalmış düşünceye bağlı, yeniliğe karşı olan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski kafalıydım ama yapacak bir şey yok hayata bizi oralara itti.”
– Bir durumu daha yararlı yapayım diye düşünürken büsbütün yapıyı bozmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski hayratı da berbat etmeyi becermiştin resmen.”
– Bayağı Mehmet bayağı börkü.
– Hiçbir şey değişmemiş, her şey eskisi gibi, bir değişiklik yok.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski hamam eski tas çokta farklı şeyler değil.”
– Eskiden sevdiği, ilk sevdiği kimse.
– İlk göz ağrısı.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski göz ağrısını gördüğünde gözleri dolmuştu.”