Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Davetler
– Niyazlar
– Dualar
– Çağırışlar
– Yemekli toplantılar
Cümle içinde kullanımı: “Da’vât icabı buraya kadar gelmiştim amma kimse bizim gibilerle muhatap olmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Davetler
– Niyazlar
– Dualar
– Çağırışlar
– Yemekli toplantılar
Cümle içinde kullanımı: “Da’vât icabı buraya kadar gelmiştim amma kimse bizim gibilerle muhatap olmaz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çoban
– Manda sürülerini otlatan kimse
– Takımyıldızının adı
Cümle içinde kullanımı: “Davar eri olarak gelen çocuğunun henüz bıyıkları bile terlememiş.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kurban Bayramı
– Kurban kesilen dini bayram
Cümle içinde kullanımı: “Davar bezeği zamanı geldiğinde bu konuyu bir daha düşünelim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Binek hayvanı
– Besili
– Semirir hayvan
– Koyun, keçi gibi hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Davar çobanı olarak işe başlayan çocuk henüz askere gitmemiş.”
Kelime Kökeni: Ad
– Hakkında dava olunan
– İddiası büyük
– Hakkında dava açılan kimse
– Dava edilen
– Dilemli
Cümle içinde kullanımı: “Davalı olan taraf bütün günahlarının bedelini elbet ödeyecek.”
Kelime Kökeni: Ad
– Mahkemeye başvurarak birini veya başkalarını dava eden kimse
– Müddei
– Dava eden kimse
– Dilemci
– Dava açan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Davacı şikayetinden vazgeçtiği için mahkeme iptal edilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hukuk yoluyla hakkını aramak için mahkemeye başvurma
– Mahkeme huzurunda yapılan duruşma
– İnsanın haiz olmadığı sıfat ve fazileti taşıdığını iddia etmesi
– Ülkü
Cümle içinde kullanımı: “Gönlünden de insanlığından da davacıyım, borcum hakka kalmasın.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Satranç ve dama ile kağıt oyunlarında sıra
– Oyunlarda ortaya sunulan para
– Sövmek
– Küfür
– Ziya
– Işık
Cümle içinde kullanımı: “Oyunculardan biri tüm dâvı ortaya sürdüğünde son ele geçilmiş olur.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Eskimek
– Ele geçirmek
– Elde tutmak
– Zimmete geçirmek
– Malik olmak
Cümle içinde kullanımı: “Tüm mal varlığını dâşten etsen kalbini de satın alabilir misin?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Köhne
– İzbe
– Harap olmuş
– Yıpranmış
– Eskimiş
– Bakımsız kalmış
Cümle içinde kullanımı: “Bunca ah ve bedduadan sonra dâşte olmuş evlere benzeyeceksin.”