Kelime Kökeni: Ad
– Pek sık ve gür orman
– Ağaçları bol olan orman
Cümle içinde kullanımı: “Yürüdüğün yer bir deli ormandır, karanlıktan korkacaksan ilerlemeyeceksin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Pek sık ve gür orman
– Ağaçları bol olan orman
Cümle içinde kullanımı: “Yürüdüğün yer bir deli ormandır, karanlıktan korkacaksan ilerlemeyeceksin.”
– Delikli
– Delik peyda etmek
– Delme işi
– Delik oluşturmak
Cümle içinde kullanımı: “Delinmek suretiyle dışarıya bolca su akıtmaya başladı”
Kelime Kökeni: Ad
– Cünun
– Deli adamın hali
– Deli adamın sıfatı
– Gayrıma’kul söz veya hareket
– Aklını yitirme
– Cinnet
Cümle içinde kullanımı: “Kendimi sokaklara atıp delilik rolüne bürünmeme çok az kaldı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tanzimat’tan önce vezir dairelerini korumakla görevli muhafız süvariler
– Muhafız süvarilerinin başına verilen ad
Cümle içinde kullanımı: “Delîl başı olarak anılan askeri birlik padişahtan sonra gelen en güçlü ve itibarlı kimseleri korumakla yükümlüydü.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi, delâ’il, edille
– Rehber
– Kılavuz
– Yol gösterici
– Delalet eden şey
– Bir dava da ispata yarayan şey
– Rumeli’de oluşturulan hafif süvari sınıfı
– Emare
– İz
Cümle içinde kullanımı: “Hakkımda aradığın delîller beni sana anlatmaz, bir insan ancak yaşanırsa tanınır.”
– Şahitlik yapmak
– Yol göstermek
– Rehberlik etmek
– Kılavuzluk etmek
– Belirtmek
– İma etmek
Cümle içinde kullanımı: “Gördüğün rüyanın hayra delâlet ettiğini söyleyemem.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Cilve
– Naz
– İşve
– Göze hoş görünen durum
– Eda
– Şımarıklık
Cümle içinde kullanımı: “Gönlümün yarısını delâl bir güzele kaptırdım hakkımda hayırlısı bundan sonra.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Deliller
– İspat olunan vasıtalar
– Bürhanlar
– Emareler
– Kanıtlar
Cümle içinde kullanımı: “Onu benden iten, beni ondan ayrı koyacak onca delâ’il var ki.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Düzenbaz
– Hilekar
– Aldatıcı
– Oyuncu
– Hilebaz
– Hileci
– Hile yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Tanrının çocukları yolunu kaybettiğinde dek-bâz olup birbirlerine düştüler.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dükkanlar
– İşyerleri
– Kumarhaneler
– Küçük zanaat sahiplerinin yerleri
Cümle içinde kullanımı: “Tüm malını varlığını ve sahibi olduğu dekâkîn satışa çıkardı.”