Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tekke
– Kapı
– Kapı önü
– Büyüklerin makamı
– Tarikatların barındıkları yer
– İbadet edilen yer
Cümle içinde kullanımı: “Sen ki benim yeni dergâhım, sen ki varlığına şükrettirenim.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tekke
– Kapı
– Kapı önü
– Büyüklerin makamı
– Tarikatların barındıkları yer
– İbadet edilen yer
Cümle içinde kullanımı: “Sen ki benim yeni dergâhım, sen ki varlığına şükrettirenim.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Veremli
– Verem hastalığına tutulan
– Tüberkülozlu
– Müteverrim
Cümle içinde kullanımı: “Saçların yüzüme dökülmediği gün bil ki derenî ölüm üstüme örtünecektir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yırtıcı
– Yırtan
– Beslenmek amacıyla diğer canlıları parçalayarak yiyen canlı
Cümle içinde kullanımı: “Aslan ve şahin derende grubuna dahil olan hayvanlardır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Verem
– Ur
– Derleyen
– Toplayan
– Vesah
Cümle içinde kullanımı: “Adını Deren koyarak iyi yapmadın keşke daha güzel bir isim koysaydın.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Darphane
– Para basılan yer
– Para basımevi
Cümle içinde kullanımı: “Derem-serâ zannediyor bizi galiba, o kadar zengin olsak burada mı sürünürüz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Para uzmanı
– Sarraf
– Kuyumcu
– Para işleriyle uğraşan
Cümle içinde kullanımı: “Derem-güzîn zengin olur, yoksulun daima cebi deliktir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Para
– Akçe
– Kıymetli kağıt
– Gümüş para
– Akça
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı zamanından kalma deremleri gözü gibi saklar kimselere göstermez.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gerileme
– Basitleştirme
– Ricat
Cümle içinde kullanımı: “Hayatın derekî kısımlarını büyütmek yerine ileriye odaklanılmalı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Aşağı inilecek basamak
– En aşağı kat
– Aşağı derece
– Düşük mertebe
Cümle içinde kullanımı: “Kötücül insanların dereke konumları size doğru yolunuzu göstersin.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Boylam
– Meridyen
– Tul derecesi
Cümle içinde kullanımı: “Derece-i tûl hesaplamalarında hiç bir zaman iyi olamadım.”