Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Gecikme
– Eğlenme
– Hareketsiz
– Durma
– Yavaşlık
– Teahhur
– Teenni
– Ağır davranma
Cümle içinde kullanımı: “Mevzu ayak direme direng olduğunda ondan iyisini bulamazsınız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Gecikme
– Eğlenme
– Hareketsiz
– Durma
– Yavaşlık
– Teahhur
– Teenni
– Ağır davranma
Cümle içinde kullanımı: “Mevzu ayak direme direng olduğunda ondan iyisini bulamazsınız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Darphane
– Para basılan yer
Cümle içinde kullanılan: “Bizi direm-serâ da çalışıyorum diye kandırmış meğerse dolandırıcıymış.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sarraf
– Para değerini bilen kimse
– Kuyumcu
Cümle içinde kullanımı: “Direm-güzîn olmaya ne hacet altının sarı ışığı gözlerimizi kamaştırıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça, Yunanca drahoma
– Para
– Akçe
– Osmanlı döneminde kullanılan bir gümüş sikke
– Gümüş para
Cümle içinde kullanımı: “Eskilerden kalma birkaç direm ve süs eşyası bulabildim bizimkilerden.”
Kelime Kökeni: Ad
– Düz ve uzun ağaç
– Pek uzun adam
– Sütun
– Destek
Cümle içinde kullanımı: “Direğin üstündeki bayrağı ilk kim alırsa oyunu o kazanır.”
Kelime Kökeni: Arapça-Farsça sıfat
– Dirayet sahibi
– Dirayetli
– Becerikli
– Kavrayışlı
Cümle içinde kullanımı: “Dirâyet-kâr olan mükafatı elbet alacaktır endişe etmeyiniz.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Bilgili
– Kavrayışlı
– Zeki
– Yetenekli
– Becerikli
– Maharetli
– Zeyrek
– Kolay kavrayan
Cümle içinde kullanımı: “Fakülteden aklı başında, dirâyetli bir öğrenci çağırdık.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Anlama
– Zeki
– Algılama
– Kavrayış
– Bilginin verdiği beceriklilik
– Kavrama yeteneği
Cümle içinde kullanımı: “Tanrı öyle bir dirâyet vermiş ki her sorunun altından kalkabiliyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Haneler
– Evler
– Konutlar
– Ocaklar
Cümle içinde kullanımı: “Şu dünyada beni dîrânsız bırakan sen, evvel zamanda kapıma muhtaç. kalacaksın.”
Kelime Kökeni: Arapça-dîn+Farsça-şiken
– İnançsız
– Dine karşı olan
– Din inancı olmayan
– İtikatsız
– İmansız
Cümle içinde kullanımı: “Gönlünü dîn-şiken, zevke sefaya düşkün bir adama düşürmüş.”