Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ahiretteki hesap günü
– Haşirde muhasebe günü
– Öbür dünyada hesap günü
Cümle içinde kullanımı: “Günahsızlar Divân-ı ilâhî de korkusuzca öne çıkarken mazlumların ahını alanlar yüzlerini eğecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ahiretteki hesap günü
– Haşirde muhasebe günü
– Öbür dünyada hesap günü
Cümle içinde kullanımı: “Günahsızlar Divân-ı ilâhî de korkusuzca öne çıkarken mazlumların ahını alanlar yüzlerini eğecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Halkın şikayetlerinin dinlenerek çözüme kavuşturulduğu ve devlet işlerinin görüldüğü padişah huzuru
– Osmanlı döneminde meclisin çalıştığı yer
Cümle içinde kullanımı: “Divân-ı Hümâyun da halk davaları ve şikayetleri dinlenerek çözüm bulunur sulh sağlanırdı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Haysiyet divanı
– İtibar makamı
– Saygınlık meclisi
Cümle içinde kullanımı: “Divân-ı haysiyet meselesi olmadığı sürece her şey mazide kalacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Padişahın başkanlık ettiği meclis
– Özel divan
– Osmanlı padişahlarının birebir katıldığı özel güvenlik kurulu
Cümle içinde kullanımı: “Ancak devletin güvenliğini ve nizamını tehdit eden durum ve olaylarda Divân-ı Hâss toplanırdı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Askeri mahkeme
– Askeri divan
Cümle içinde kullanımı: “Divân-ı Harb toplandıktan sonra herkesin yalanı da doğrusu da ortaya çıkar elbet.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yüce divan
– Yüce meclis
– Devlet adamlarını yargılayan üst yargılık
Cümle içinde kullanımı: “Devleti yönetenlerin bir kabahati varsa ancak Divân-ı Âlî de ortaya çıkacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sedir
– Yüksek rütbeli devlet adamlarının oluşturduğu meclis
– Şiir kitabı
– Meclis
– Kerevet
Cümle içinde kullanımı: “Divân şairlerinin eserlerinde de fark edebileceğiniz gibi aşk her zaman uhrevi bir duygu olarak betimlenmiştir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Zaviye
– Köşe
– Kol ile bilek kemiklerinin birleştiği yer
– Büküm
– Ortasından bükümlü veya bir yere dayanmaya yarayan kereste
– Bölüm
– İki düzlemin oluşturduğu açı
Cümle içinde kullanımı: “Dirsek boyunca elini alçıya almışlar kırıkları kötü durumda.”
– Toplanmak
– Toplama yapmak
– Çekidüzen vermek
Cümle içinde kullanımı: “Böyle zamanlarda içinizi ferah tutup dirneşmeli, kendinize mukayyet olmalısınız.”
Kelime Kökeni: Ad
– Dirneşmek durumu
– Güçlenip canlanmak
– Diri duruma gelmek
Cümle içinde kullanımı: “Çiçeklerin can suyu verilince dirneşmeye başlaması gibi su herkese hayat verir.”