Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Yabancılar
– Ecnebiler
– Bir ülkede tasarruf hakkı olmayan kimse
– Tanınmayanlar
Cümle içinde kullanımı: “Ecânib kimselere ayrımcılık yapamazsınız, insan her yerde insandır.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Yabancılar
– Ecnebiler
– Bir ülkede tasarruf hakkı olmayan kimse
– Tanınmayanlar
Cümle içinde kullanımı: “Ecânib kimselere ayrımcılık yapamazsınız, insan her yerde insandır.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Kapılar
– Bablar
– Başlıklar
Cümle içinde kullanımı: “Ömrümüzde karşımıza birçok ebvâb çıkar ancak bazıları kapılıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Altın babası
– Varlıklı ve zengin kimse
– Parası çok olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Doğuştan Ebüz-zeheb dünyaya gelenler hep şanslıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Peder
– Baba
– Ata
– Hoca
Cümle içinde kullanımı: “Eb sözü dinlemeyenin hali nice olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Ucubeler
– Şaşılacak şeyler
– Pek tuhaf şeyler
– Acayip ve şaşılacak şeyler
Cümle içinde kullanımı: “Hindistan’ın birçok yeri eâcıb olay ve mekanlarla doludur.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Hurma ve üzümden yapılan pekmez
– Pekmez
– Meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi
Cümle içinde kullanımı: “Çocukken en sevdiğim şey ekmeğin arasına dûşâb sürüp yemekti.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Çarpmalar
– Dövmeler
– Vurmalar
– Darblar
Cümle içinde kullanımı: “Savaşta bahsi geçen durûb öldürücü ve yaralayıcı olabilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kabul edilen dua
– Kabul olunan dua
– Razı olunan dua
Cümle içinde kullanımı: “Sen benim şu dünyadaki duâyı müstecâbımsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-dûlâb
– Duvarın içine oyulmuş veya ayrıca yapılmış raflı ve kanatlı yer
– Eşya koymaya yarayan mobilya
– Dolap
– Kuyudan su çıkarıp bahçeleri sulamaya yarayan döner makine
– Oyun
– Hile
– Hud’a
– Entrika
Cümle içinde kullanımı: “Dolabın içinde giymediklerin varsa toplayıp fakire fukaraya dağıt.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Askeri mahkeme
– Askeri divan
Cümle içinde kullanımı: “Divân-ı Harb toplandıktan sonra herkesin yalanı da doğrusu da ortaya çıkar elbet.”