Kelime Kökeni: Arapça
– Doğru yoldan sıkça sapan
– Hançer, sivri uçlu ateşsiz silah
Cümle içinde kullanımı: ” Kim ola ki ağvâ olup doğru yolu terk etsin işte o vakit korksun cehennem ateşlerinden!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Doğru yoldan sıkça sapan
– Hançer, sivri uçlu ateşsiz silah
Cümle içinde kullanımı: ” Kim ola ki ağvâ olup doğru yolu terk etsin işte o vakit korksun cehennem ateşlerinden!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kucak, sığınılan yer, açık vaziyetteki kollar ile göğüs arası
Cümle içinde kullanımı: “Adı aklımda dururken hayali tam da ağuşum da durur. “
Kelime Kökeni: Ad
– Yaban gülü, nesteren, ağustos ayında açan beyaz gül
Cümle içinde kullanımı: ” Sen benim yazın açan Ağustos gülümsün, öylesine masum öylesine kıymetli.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yılın sekizinci ayı, yılın otuz bir gün çeken aylarından biri
Cümle içinde kullanımı:” Ağustos ayında doğum günüm var küçük bir kutlama yapacağım hepinizi bekliyorum.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Acılı, ağılı, zehirli
– İçinde zehir bulunan
Cümle içinde kullanımı: ” Çorbaya öyle bir tuz atmışsın ki ağulu olmuş içilmiyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Zakkum, ağı ağacı, ağı çiçeği
Cümle içinde kullanımı: ” Ağu ağacının dallarına astım hayallerimi, bıraktım ki zehriyle ölsün.”
Kelime Kökeni: Ad
– Zehir, ağı, sem
Cümle içinde kullanımı: ” Sen benim oğlumun kanına girdin dilerim Allah’tan ağu kusasın!”
Kelime Kökeni: Arapça-gusn çoğul biçimi
– Dallar, ağaç kolları
Cümle içinde kullanımı: ” Görkemli bir şekilde uzanan çınar ağacının ağsânı birer ok gibi gökyüzüne uzamış görünüyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-gurab çoğul biçimi
– Kargalar
Cümle içinde kullanımı: ” Bahçeyi talan etmeye çalışan ağribe bir çözüm bulamazsak hasatta bir şey bulamayız. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Ağrısı olmayan, acı vermeyen, acısız, sancısız
– Ağrı ve sızı vermeden
– Tasasız, kaygısız, dertsiz
Cümle içinde kullanımı: ” Ağrısız bir gece geçirdim şükür ki, en büyük korkum dikişlerin patlamasıydı.”