Kelime Kökeni: Arapça-hakîr
– Hakir olan, en adi, bayağı, değersiz, aciz, aşağılık
Cümle içinde kullanımı: ” Ahkar gönülleri terbiye edecek olan İman ve Allah korkusudur. “
Kelime Kökeni: Arapça-hakîr
– Hakir olan, en adi, bayağı, değersiz, aciz, aşağılık
Cümle içinde kullanımı: ” Ahkar gönülleri terbiye edecek olan İman ve Allah korkusudur. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hüküm verenlerin en üstünü anlamında, Allah’a izafe edilen bir terim
– Hakimler hakimi, en büyük hakim
Cümle içinde kullanımı: ” Bu dünyanın da ahiretin de tek yargıcı ve hakimi Ahkamü;’l-hakimîn’dir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Namaz, oruç, hac, zekat ve şer’î ibadetler
– Dışa ait hükümler
Cümle içinde kullanımı: ” Dinimizde ahkam-ı zahire olan ibadetler her Müslümanın yerine getirmesi şart olunan hükümlerdir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnanç dünyasına, ibadete ve eylemlereilişkin şer’î ibadetler
– İslam dinin hükümleri
Cümle içinde kullanımı: ” İslamı ahkam-ı şer’iyye’ye sadık kalan ne iyi kuldur, cennetin yolcusudur. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Dönemin değer yargıları, çağın getirdikleri
– Asrın hükümleri
Cümle içinde kullanımı: ” Ahkam-ı asr nihayetinde kanunlar ve hükümlerde değişmelidir ki çağa ayak sağlanabilsin. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Tarafların iradeleriyle değiştirilemeyen kanun hükümleri
– Emredici hükümler
Cümle içinde kullanımı: ” Ahkâm-ı âmire sabit olup şikayet geri çekilse dahi kanun adaleti tecelli edecektir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hukukla ilgili hükümler, adalet ile ilgili emirler
Cümle içinde kullanımı: ” Söz konusu ahkam-ı adliyye ise beyler lakayt davranışlara ve tavizlere göz yummayız!”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hukuk düzeni, adalet sistemi
Cümle içinde kullanımı: ” Ahkam-ı adaleti kuşkuya düşen bir devlette ezilenler hep yoksullardır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Bir tarikata girerek mürşit veya veliden el almak
– El almak
Cümle içinde kullanımı: ” Ahz-ı yede hak kazanan yoldaşımız bu gün itibariyle yeni talebelere ders verecektir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Bir tarikata bağlanmak, tarikata sülük etmek
Cümle içinde kullanımı: ” Tüm aile fertleriyle birlikte ahz-ı tarîkat ettikleri biliniyor biz öyle duyduk.”