Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Tepki, reaksiyon, tepkime, tepkileşim
Cümle içinde kullanımı: ” Aksül-amel gösteren bir karışım hazırlıyorum egzama için lakin çok kaşınacaktır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Tepki, reaksiyon, tepkime, tepkileşim
Cümle içinde kullanımı: ” Aksül-amel gösteren bir karışım hazırlıyorum egzama için lakin çok kaşınacaktır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yankı, inikas, akis, aksiseda
– Tepki, bir olgunun oluşturduğu his, duygu, düşünce
– Çok önce söylenen bir gerçeğin bir daha tekrar edilmesi
Cümle içinde kullanımı:“Aks-i sadâ edilen hakikat içimizden birinin suçlu olduğu ve geçmişi lekelediğini kanıtlayacak.”
Kelime Kökeni: Arapça-aks
– Bir yere çarpma, vurma
– Işığın veya suretin bir yere vurup geri dönmesi, yansıma
– Sesin bir yere vurup geri dönmesi, yankı, yankılanma
– Ters, zıt, hilaf, mugayir, menfi
– Sinirli, huysuz, geçimsiz, hırçın, inatçı
– Bir dize yada beyitte aynı anlamda olan veya aynı kökten gelen sözlerin ters yüz edilerek söylenmesi sanatı
Cümle içinde kullanımı: ” Aynadaki aksimle konuştum dün gece, yüzümdeki kırışıklıklar ve çizgiler dile gelip yaşanılan acıları hatırlattı.”
Kelime Kökeni: Arapça-aka’im çoğul biçimi
– Kısır, çocuğu olmayan, döl tutmayan
– Sonuçsuz, neticesiz, verimsiz, sona ulaşmayan, sonuç vermeyen
Cümle içinde kullanımı: ” Bu seneki koyunların yarısından fazlası akim ne yavruladılar ne de besili oldular. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama sıfat
– Geçimini hayvan yiyerek sağlayan, hayvanla beslenen
– Haşarat yiyen, haşaratla beslenen kişi
Cümle içinde kullanımı: “Sefil bir hayat yaşadığı, akil-ül hevam ile karnını doyurduğu söyleniyor. ”
Kelime Kökeni: Arapça-ekl, ekele çoğul biçimi
– Yiyen, yiyici, obur
– Rüşvet alan
Cümle içinde kullanımı: ” Devlet kapılarına aldıkları akil akrabalar halkın tepesinde akbaba gibi uçuşuyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Akiğin kırmızı renginde en üstün ve kıymetli cinsi
Cümle içinde kullanımı: “Yemenin oldukça meşhur bir taşı olan akik-i yemani’nin güneş ışınlarıyla oluştuğu rivayet edilir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Üzerine işleme yapılabilen kıymetlice bir tür taş, yüzük taşı
– Kalseduan kuvarsın bir türü
– Kıymetli bir taş, mühür yapımında kullanılan yarı saydam sert taş
Cümle içinde kullanımı:” Kırmızı akikten evlilik yüzüğünü kızının parmağına takıp mutluluklar diledi. “
Kelime Kökeni: Arapça-akifun, akûf çoğul biçimi
– İbadet amacıyla kendi köşesine yada Harem-i Şerif’e çekilen kimse
– Mutekifi itikafa çekilmiş kimse
– Bir işte veya konuda kararlık gösteren, sabır eden, sebatkar
Cümle içinde kullanımı: ” Allah kabul eylesin Hüseyin bey akife kapanarak kendisini ibadete vermiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça-akd tesniye ikilik biçimi
– Bir sözleşmeyi imzalayan taraflar
Cümle içinde kullanımı: ” Akdi kabul edip imzalarını atan akideynler, rica ediyoruz yazılanların ötesinde hiçbir hareket ve eylemde bulunmayız. “