Kelime Kökeni: Arapça
– Açık mavi
– Ay yüzlü, ay gibi güzel, ay gibi beyaz
– Ak yüzlü
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sıralar gözlerimi akmer yüzüyle hülyalarıma dolan bir güzele vurgun ve aşığım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Açık mavi
– Ay yüzlü, ay gibi güzel, ay gibi beyaz
– Ak yüzlü
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sıralar gözlerimi akmer yüzüyle hülyalarıma dolan bir güzele vurgun ve aşığım.”
Kelime Kökeni: Arapça-kamer çoğul biçimi
– Aylar, mehtaplar, yıldızlar
– Uydular, gezegenler
Cümle içinde kullanımı: “Şehrin ışıklarını söndürüp gökyüzünü akmar şelalesi doldurana kadar güneşi saklayalım. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Temiz, lekesiz
– Namuslu, el değmemiş, iffetli
– Akça pakça
– Alnı beyaz öküz, inek
Cümle içinde kullanımı: ” Şükür ki oğlumun gönül düşürdüğü akman, büyük sözü tutan hanım hanımcık bir kız. “
Kelime Kökeni: Arapça-aklî sözünün müennes biçimi (akliyyât, akliyyûn çoğul biçimi)
– Akli, akliye
– Akılcılık
– Rasyonalizm, usçuluk
– Deneycilik karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Doğruluğun ölçütünü duygular yerine akliyyeyi kullanarak bir yargıya varmalıyız.
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Akılla ilgili, akla dayanan, akılsal
– Hakikatı içine alan
Cümle içinde kullanımı: “Akli dengesini kaybedecek diye ödüm kopuyor anne!”
Kelime Kökeni: Arapça-akl
– Akıl yoluyla, akıl yönünden
– Düşünce yoluyla, kavrama gücü ile
Cümle içinde kullanımı: “ Senin tarafından bakıldığında aklen mantıklı bir işe benziyor ama sonuçlarını tahmin etmek zor. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Altı kalem, şeşkalem
– Arap yazısının gelişim çizgisinde adlandırılan altı yazı stili;
Cümle içinde kullanımı: “Hat sanatında kullanılan aklam-ı sitte’yi bilir misin, diğer adı altı kalemdir. “
Kelime Kökeni: Arapça-kalem çoğul biçimi
– Kalemler, yazı için ucu sivriltilmiş sert kamışlar
– Kalem çeşitleri
– Oklar
– Resmi daireler
Cümle içinde kullanımı: “Ressam olacağını söylediği günden beridir aklam biriktir çeşit çeşit yağlı boyalar alır oldu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Işığı yansıtan, reflektör, yansıtaç, yansıtıcı
– Çok fazla deve
– Karanlık akşamüstü, gece
Cümle içinde kullanımı: ” Güneşten gelen ışıkları akise edecek bir yüzeye ihtiyacımız var. “
Kelime Kökeni: Arapça-aks
– Akseden, yansıyan,
– Evirme, evirtim
– Bir cismin parlak bir yüzeyde görünmesi, yansıtıcı bir yüzeye ışık ve sesin çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı
Cümle içinde kullanımı: “Dağlardan akis eden kuş seslerini duyuyor musun, baharın yaklaşan sesidir bu. “