Kelime Kökeni: Arapça-akûr+Farsça-ane
– Azgıncasına, kudurmuş gibi, kuduzcasına, saldırgan gibi, yırtıcı gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Gerçek yüzleri bir bir ortaya çıktığında akûrâne sıfatlarını tanımak zor olmadı. “
Kelime Kökeni: Arapça-akûr+Farsça-ane
– Azgıncasına, kudurmuş gibi, kuduzcasına, saldırgan gibi, yırtıcı gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Gerçek yüzleri bir bir ortaya çıktığında akûrâne sıfatlarını tanımak zor olmadı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yaralayan, azgın, kudurmuş, ısıran hayvan
– Kuduz, azmış, yırtıcı
Cümle içinde kullanımı: “Akur köpekler gibi etrafımı saran akrabalarımın istediği şey etim değil mirasım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Akıllı kimseler
– İshale iyi gelen ilaç
Cümle içinde kullanımı: ” Bir koşup akul alalım yoksa çocuk karın ağrısından helak olup gidecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-âkif çoğul biçimi
– Akifler, sebat edenler, ibadetle uğraşan kimseler
– Allah’a yönelmiş kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Akuf olana ne gam ne de tasa verilmiştir, hak yolunda ilerleyenlerin ayağına taş değmez. “
Kelime Kökeni: Arapça-kutn çoğul biçimi
– Pamuklar
* Aydınlık gece, mehtaplı gece
– Güneşin doğduğu ilk saatler, şafak
– Aydınlık, parlak
Cümle içinde kullanımı: ” Tan ağardığında aktanı toplayan kadınların beyaz tülbentleri pamuk başları tarlayı kaplar.”
Kelime Kökeni: Arapça- kutb çoğul biçimi
– Sahipler, şeyhler, efendiler
– Tarikat reisleri, şahlar, kutublar, zatlar
Cümle içinde kullanımı: “Alem-i İslam’da hak doğrultusunda yer alan, çalışan aktab olduğu sürece gelecek nesil için kaygılanmayalım..”
Kelime Kökeni: Arapça-kat’
– Eli kesik kimse, çolak
– Eneme, burma, kısırlaştırma, iğdiş etme
Cümle içinde kullanımı: “Şeriatın hırsızlara verdiği ceza bellidir, hırsızlık yapan Müslüman akta edilir. “
Kelime Kökeni: Özel ad
– Venüs, Çulpan, Çoban yıldızı, Zühre
– Güneşe Merkür’den sonra en yakın ikinci gezegen
Cümle içinde kullanımı: ” O bizim ülkemizde tek bir meşale gibi yanan Akşam yıldızımız, ulu önderimiz oldu.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Her akşam her sabah
– Sürekli, ara vermeksizin, daima
Cümle içinde kullanımı: “Akşamlı sabahlı çalışıyor garibim yüzünü göremez olduk haftalardır. ”
Kelime Kökeni: Zarf
– Akşam vakti, akşam saatleri, akşam olduğunda, akşam suları
Cümle içinde kullanımı: “Dün akşamleyin trenle geldim ama fazla kalamayacağım.”