Kelime Kökeni: Arapça-â’ika çoğul biçimi
– Zorluklar, engeller, müşküller, maniler, sebepler
Cümle içinde kullanımı:” Bizi sıla hasretiyle terbiye eden avâ’ik açlık ve yoksulluktur, yoksa toprağımın her karışınıa ölürüm.”
Kelime Kökeni: Arapça-â’ika çoğul biçimi
– Zorluklar, engeller, müşküller, maniler, sebepler
Cümle içinde kullanımı:” Bizi sıla hasretiyle terbiye eden avâ’ik açlık ve yoksulluktur, yoksa toprağımın her karışınıa ölürüm.”
Kelime Kökeni: Arapça-â’ide çoğul biçimi
– Gelirler
– Kazançlar, karlar
– İratlar, variatlar
Cümle içinde kullanımı:” Aylık avâ’id ve kiralarka gül gibi yaşar giderdi lakin aç gözlülüğünün kurbanı oldu.”
Kelime Kökeni: Farsça-âveh
– Heyhat, eyvah, yazık
– Üzülme, acınma, şaşırma gibi durumlarda kullanılan söz
Cümle içinde kullanımı:” Âvâh yandı külüm keten helva, başımıza acep daha ne işler gelecek!”
Kelime Kökeni: Arapça-âdiye çoğul biçimi
– Zalimler
– Zulmedenler
– Acımasız kimseler
– Haksız davrananlar
Cümle içinde kullanımı:” Göz yaşın bakmaz avâdî eller, kıyar gül gibi canına.”
Kelime Kökeni: Ad
– Karada vahşi hayvan veyahut kuş ve denizde balık vurmak veya tutmak işi
– Sayd, şikar
– Avda vurulan veya tutulan vahşi hayvan, kuş, balık, geyik, tavşan
– Ganimet, ele geçirilen mal, beklenmedik kazanç
Cümle içinde kullanımı:” Ava gidiyorum diye çıktığı günden beridir kayıp artık yaşayıp yaşamadığından şüphelenmeye başladık.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kolay uçabilen, uçucu
– Kaybolan, uçup giden
Cümle içinde kullanımı:” Kolonya atyer bir sıvıdır döküldüğü yerde çok durmaz hemen havaya gider.”
Kelime Kökeni: Arapça-atâyib
– Çok güzel
– Çok hoş
Cümle içinde kullanımı:” Diyorlar ki evvelden atyeb bir kıza vurulmuş alamayınca da aklını yitirmiş.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok uzun veya uzun boylu
Cümle içinde kullanımı:” Çınarların içinde kalan atvel kavağı yarın göçürecekler çok yaşlanmış ve içinden kurumuş.”
Kelime Kökeni: Arapça-tavk çoğul biçimi
– Tavklar, gerdanlıklar
– Tasmalar
– Takatler, güçler, kuvvetler
Cümle içinde kullanımı: ” İki düşman gururunu yenip atvâk birliği yaptı mı önlerinde ne durabilir ki”
Kelime Kökeni: Arapça
– Esirgeyici
– Merhametli
– Koruyucu
Cümle içinde kullanımı:” Atûfî yürekler olduğu müddetçe çocukların yüzü hep gülecek.”